“ABD Başkanlık Seçimi” Deepfake Sınavında, Yapay Zeka ve Gerçek Zeka 1-1 Berabere mi?

Başkanlık seçiminde geri sayım sürerken, seçmen tercihini manipüle edecek bir son dakika deepfake bombası patlarsa, iş işten geçmiş olacak. O yüzden, ABD alarmda. Yapay zeka (AI) temelli geliştirilen deepfake tespit modellerinin henüz büyük bir fark sağlayamadığını herkes kabul ediyor. O yüzden, tarihin bu en büyük deepfake sınavıyla yüzleşmek, yine gerçek insan zekasına (RI) kalmış görünüyor.

Kasım ayı başındaki ABD Başkanlık Seçimi, pandeminin gölgesinde giderek kaygı verici bir görünüme bürünüyor. Demokrasiye karşı, seçmeni yanıltıcı ve kafa karıştırıcı deepfake saldırılarına ilişkin endişeler de yeniden alevleniyor. Henüz ortada, bilinen büyük bir saldırı girişimi yok. Beyaz Saray kaynaklı küçük girişimler ise, “ucuz sahtekarlık” olarak niteleniyor. Ama bu durum, rahatlamak için yeterli değil. Kovid-19 pandemisi ilk patladığında, yeterli miktarda maske sağlamakta bile zorlanan küresel güç, deepfake tehdidi karşısında da bir o kadar savunmasız durumda olduğunu çok iyi biliyor.

Seçmen tercihini manipüle edecek bir son dakika deepfake bombası patlarsa, zaten iş işten geçmiş olacak. O yüzden, ABD alarmda. Özellikle kamu kuruluşları, medya, teknoloji platformları ve üniversiteler deepfake konusunda teyakkuz durumunda. Yapay zeka (AI) temelli geliştirilen deepfake tespit modellerinin henüz büyük bir fark sağlayamadığını herkes kabul ediyor. O yüzden, tarihin bu en büyük deepfake sınavıyla yüzleşmek, yine gerçek insan zekasına (RI) kalmış görünüyor.

Başkan Trump’ın ekibi ve Cumhuriyetçiler’in ucuz deepfake şakaları…

The Washington Post’ta 11 Eylül’de yayınlanan bir değerlendirme, aylardır bir deepfake arenasına dönüşmesinden endişe edilen ABD seçimlerine yönelik iki önemli konuya dikkat çekiyor. Öncelikle, seçime 40 günden az bir zaman kala, Demokratlar’ın adayı Biden’ı hedef alan sahte sentetik videolar, maliyeti düşük, gelişmiş teknoloji ürünü olmayan, klişe deepfake örnekleri olarak ortaya çıkmaya başladı. Ancak, siyasetin bilinen aktörlerince, üstelik aynı gün yayınlanmaları, ürkütücü ve tehlikeli.

Joe Biden’ın, bir TV röportajında uyuyakalmış gibi göründüğü manipüle edilmiş videoyu 31 Ağustos’ta yayınlayan kişi, Beyaz Saray Sosyal Medya Direktörü Dan Scavino’dan başkası değil. Aynı gün, Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Steve Scalise ise, Biden’ın polisi karalamak konusundaki görüşlerini çarpıtmak üzere manipüle edilmiş bir başka yanıltıcı video paylaştı. Her ikisi de deepfake videoları, ABD seçimleri öncesi dezenformasyona karşı sahte hesaplara yönelik büyük bir mücadele başlattığını duyuran Twitter’da yayınladı. Twitter, sadece Scavino’nun paylaştığı videoyu “manipüle edilmiş video” olarak etiketleyip yayından kaldırdı.

Görünen o ki, ABD demokrasisini koruma görevini üstlenmiş olan Başkan Trump’ın Beyaz Sarayı ve Cumhuriyetçi Partisi, seçmeni yanıltacak deepfake videolar yayınlamaktan hiç de kaçınmıyorlar. Her ne kadar, bu videolar açık kaynak kodlu, herkesin kullanabildiği basit deepfake modelleri ile üretilmiş olsalar bile, deepfake Başkanlık Seçimi öncesi “şaka” kılıfına sığdırılamayacak kadar hassas bir konu. Ürkütücü ve tehlikeli olan ise, ABD Başkanı’nın ekibi ve partisi kaynaklı bu girişimlerin, demokrasiye karşı deepfake’e şakayla karışık hoşgörü ve meşruiyet kazandırıyor olması.

Pandemik seçimin sonuçlarına, deepfake şaibesi düşerse…

The Washington Post’un, deepfake tehdidi ile ilgili dikkat çektiği bir diğer önemli konu ise, pandemik seçim sürecine, Yemin Töreni’ne kadar olan dönemde ve sonrasında da devam edecek şekilde, bir şaibe gölgesi düşürmeye çalışanlar olacağı. Çünkü pandemi nedeniyle, yoğun bir biçimde posta yoluyla da oy kullanılıyor. Dış Politikalar Araştırma Enstitüsü’nden Clint Watts ve çevrimiçi dezenformasyon operasyonlarına odaklanan Cogsec Konferansı’nın Program Başkanı Tim Hwang, asıl tehlikenin seçim öncesi değil, oy sayımı ve sonrasındaki döneme yönelik olduğunu savunuyorlar. Yani deepfake alarmı, 3 Kasım gecesi son bulmayacak. Aksine Kasım ve Aralık aylarında daha da yoğunlaşacak.

Posta yoluyla gönderilen oy pusulaları sayıldıkça ve kazanan netleşmeye başladıkça, bu hassas dönemde, seçimin meşruiyetini zayıflatma çabaları da özellikle tehlikeli olacak. Her ABD seçimi öncesi, seçmeni yönlendirerek sonuçları etkilemeye yönelik gelişmelerin yaşandığı” Ekim sürprizi ” geleneğinin, artık yerini Kasım veya hatta Aralık sürprizine bırakma olasılığı daha yüksek görülüyor. Kötü niyetli sofistike aktörler, operasyonel olarak deepfake gibi en güçlü araçlarını kullanmaya başlamak için, pekala seçim sonrasındaki bir belirsizlik anını bekliyor olabilirler.

Bir deepfake video, çatışmanın kıvılcımını ateşler mi?

ABD’de yapılan anketler zaten seçmenin yaklaşık yarısının bu yılki Başkanlık Seçimleri’nin adil ve dürüst yapılacağına inanmadığını ortaya koyuyor. Daha da ürkütücü olan tartışmalı sonuçların şiddet olaylarına yol açabileceği endişesi.”Braver Angels” adlı grup tarafından 1-2 Ekim’de yaklaşık 2 bin kayıtlı seçmenle gerçekleştirilen ankette, katılımcıların yüzde 47’si, seçimlerin adil ve dürüst olmayacağına inandığını söylüyor.  1505 seçmenle gerçekleştirilen diğer ankette ise, katılımcıların yüzde 56’sı sonuçlar nedeniyle şiddet olaylarının artacağına inandığını vurguluyor.

Kovid-19 tedavisi süren Başkan Donald Trump, zaten posta yoluyla kullanılacak oylarda sahtekarlık olacağı iddiasında bulunmuştu. Trump’ın seçimi kaybetmesi halinde destekçilerinin seçimlerin meşruiyetini sorgulayacağı, Trump kazansa da iki parti seçmeni arasında kutuplaşmanın derinleşeceği öngörülüyor. Massachusetts-Amherst Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü Alex Theodoridis de, bu kutuplaşmanın şiddet olaylarına dönüşmesi riskini mümkün görüyor.

Zaten Biden bile, Amerikan iç savaşının en önemli mekanlarından olan Pennsylvania’nın Gettysburg şehrinde 6 Ekim’de yaptığı konuşmada, “Bugün Amerika’ya baktığımda, ülkenin tehlikeli bir yerde olduğundan endişeliyim” diyor. Örneğin posta yoluyla kullanılan oyların akıbeti ya da sayımda hile yapılmasına yönelik bir sahte sentetik videonun, virüs gibi aniden ortalığa yayılması, bu gergin zeminde fitili ateşlemeye yetmez mi? Üstelik, tam da ülkeyi ve dünyayı ayağa kaldıran siyahi George Floyd cinayetinin başrolündeki ırkçı polis için, tahliye kararı verildiği bir dönemde…

Yapay zeka üretsin, gerçek zeka yakalasın…

Öyle görünüyor ki, güveni korumak pandemik seçim sürecinde kritik öneme sahip olacak. Halkın seçim sonucuna duyduğu güvenin çökmesi, ABD’de büyük bir anayasal krize yol açabilir. Sosyal medya ve Kovid-19 Pandemisi, tartışmalı bir seçim sonucu için, geçmişe göre çok daha tehlikeli bir çatışma ortamına kapı aralıyor.

Deepfake tespit algoritmalarından bu dönemde çözüm beklemek için çok erken olduğu vurgulanan The Washington Post’taki değerlendirmede, alınabilecek önlemler, üç başlık altında sıralanıyor. Bunlardan birincisi üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve çevrimiçi platformların iş birliği ile medyadaki manipülasyon kampanyalarına karşı bir erken uyarı sistemi geliştirilmesi. İkinci öneri, sosyal medyadaki sohbetleri de takip edecek ülke çapında bir “dezenformasyon sağlık görevlileri” ağı oluşturulması. Üçüncü öneri ise, sosyal medya platformları ile Kongre’nin, seçilmiş siyasiler de dahil deepfake’e başvuran tüm kullanıcıları disiplin altına alacak, sert önlemler uygulamaya koyması. Görüldüğü gibi, hiçbir öneri teknolojik nitelik yapı taşımıyor. Aksine, hiçbiri AI ile üretileni RI ile yakalayıp önlemeye yönelik, hümanist önlemler olmaktan öteye geçmiyor.

Ortalama insan zekası, en başarılı algoritma skoruna ulaşabiliyor

Siyaset bilimciler, demokraside deepfake depremine insan merkezli çözüm ve önlem arayışı içindeler. Ancak insan zekası, dikkati ve sezgileri, AI temelli deepfake teknolojilerini fark edebilmek konusunda ne kadar becerili?  ABD Ulusal Yüksek Öğretim Birliği’nin (NTEU) yayın organı Sentry Dergisi’nde Ekim ayı başında yayınlanan bir araştırma, bu konuda çok şaşırtıcı veriler ortaya koyuyor. Melbourne Üniversitesi’nden Dr Simon J.Cropper tarafından yayınlanan makalede, bu yıl deepfake tespit modellerinin katıldığı Deepfake Detection Challenge (DFDC) adıyla Facebook önderliğinde gerçekleştirilen yarışmanın insanlar üzerinde denendiği anlatılıyor.

Dünyanın her yanından 2 binden fazla ekibin geliştirdikleri tespit modelleriyle katıldığı DFDC’de yarışmacıların gönderdikleri kodu eğitmek ve test etmek için, ‘bilinmeyen aktörlerin’ özel olarak hazırlanmış, hem gerçek hem de sahte 124 binden fazla videosundan oluşan bir veri seti kullanılmıştı.  Yarışmayı kazanan Selim Seferbekov tarafından geliştirilen model, gerçek bir videoyu sahte bir videodan ayırabilmeyi özel test setinde ancak %66 oranında başarabildi. Bu durum, algılama teknolojilerinin deepfake teknolojisindeki kalite yükselişine ayak uyduramaması halinde performansın daha da gerileyebileceğine işaret ediyor.

Dr. J. Cropper, “Biz, insanların bundan daha iyisini yapabileceğini düşünüyoruz” diyor. Bu iddia, tabi bir araştırmaya dayanıyor. Victoria’daki Ulusal Bilim Haftası’nda gerçekleştirilen etkinlikte, halka açık DFDC veri setini kullanılıyor. 15 dakikalık kısa etkinlikte, katılımcılara DFDC videolarından bir seçki gösteriliyor ve bunların gerçek mi yoksa sahte mi olduğu soruluyor. Ayrıca, seçimlerinden ne kadar emin olduklarına karar vermeleri ve sahte videoları neye dayanarak belirlediklerini paylaşmaları isteniyor. Araştırmada ayrıca daha fazla video ve kişilik ölçümü içeren daha uzun bir anket de uygulanıyor. Kısa anketi 700’den fazla katılımcı, daha uzun olanı ise 100’den fazla kişi tamamlıyor. Sonuçlar analiz edildiğinde çok ilginç beklenmedik bir tablo ortaya çıkıyor.

“Süper dedektör”, AI değil, insan

Ortalama olarak, insanlar sahip oldukları zeka (RI) sayesinde, yaklaşık% 62’lik bir isabet oranıyla, neredeyse DFDC’deki en başarılı AI temelli algoritmaları kadar iyi bir sonuç elde ediyor. Bireyler arasındaki büyük farklılıklar ortalamayı düşürüyor olmasa, en yüksek puan alanlar neredeyse mükemmel performans sergiliyor. Üstelik, AI temelli deepfake tespit modelleri, halka açık test videolarında, sonuca ulaşabilmek için veriyi birçok incelemeden geçirdiği halde, insan denekler onları yalnızca bir kez görerek karara varıyor. Deneklere kararlarının nedeni sorulduğunda koşulsuz tepki (UR) yani öyle olduğunu hissetme öne çıkıyor. Performansın, kişiliğin ölçülebilir özellikleriyle ilişkili olup olmadığı yorumlanamıyor. Çünkü bu ‘süper dedektörlerin’ yüz tanıma veya zaman ve yer için belleklerinin güçlü olup olmadığı henüz belirlenebilmiş değil. Ancak araştırmayı gerçekleştiren Dr. J. Cropper insan sezgilerinin (UR) bu kedi fare oyununda AI’yi her zaman yenebileceği iddiasını böylece delile dayandırmış oluyor.

Küreselleşmenin en güçlü platformlarından Dünya Ekonomik Forumu (WEF), 5 Ekim tarihli Küresel Gündem: Yapay Zeka konulu değerlendirmesinde, “Ortaya çıkan deepfake tehdidi, bu seçim döngüsü (ABD Başkanlık Seçimi) üzerinde benzeri görülmemiş bir etkiye sahip olabilir ve demokratik seçimlerin bütünlüğü ve genel olarak toplumumuz hakkında ciddi sorular ortaya çıkarabilir” uyarısında bulunuyor. Deepfake’in ABD dışından yönetilen bir dezenformasyon operasyonuna dönüşebilme riski ise şöyle aktarılıyor: “Sorunun sınır ötesi niteliği göz önüne alındığında, gündem küresel fikir birliği ve eylemle desteklenmelidir.”

ABD seçimlerini, geçmişte tüm dünyaca kilitlendiğimiz NASA’nın bir uzay yolculuğu ya da Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonluğu unvan maçı gibi, saat farkı gözetmeden, bir başka heyecanla izleyeceğiz. Çünkü ABD’de deepfake kaynaklı bir küresel kaosun fitili ateşlenirse, tüm yerküre sarsılır.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: