Avatarınız, Özgüveninizi Yok Edebilir

Bağımlılığa yol açan maddeler gibi, insanı orijinal görüntüsünden ve kendi gerçekliğinden uzaklaştıran sentetik medya da “sahte güzellik bağımlılığına” yol açabiliyor. Bu çerçevede, yüz iyileştirme algoritmalarının zihinsel olarak sağlıklı sonuçlar doğurmadığı, son birkaç yıldır bilimsel araştırmalarla ortaya konuluyor. Çevrimiçi dünyadaki fiziksel cazibenizi artırmak için başvuracağınız bir dijital makyaj yöntemi, zihinsel güvenlik açığınıza dönüşebilir.

Sözünü edeceğimiz, resmi bütçesi 237 milyon dolar olan, 2009 Hollywood yapımı, 3 Oscarlı 3D bilim kurgu şaheseri değil. Kişisel telefonunuz, tabletiniz ya da bilgisayarınızda, basit gündelik uygulamaları kullanarak kolayca üreteceğiniz, sentetik dijital görüntünüzden söz ediyoruz.

Kim daha fit, daha alımlı, daha yakışıklı görünmek ve daha güzel bir ciltle başkalarının karşısına çıkmak istemez? Fiziksel kusurları örterek, kişinin avatarı denilebilecek sentetik dijital görüntüsünü ortaya çıkaran “dijital makyaj”, pandemi nedeniyle iletişimin daha fazla çevrimiçi hale dönüşmesiyle, giderek önem kazanıyor. Ama bu iyi bir gelişme mi, işte orası oldukça şüpheli.

Dijital makyaj, fotoğrafla başladı

Fiziksel problemleri gizleyen fotoğraf hileleri, ünlülerin profesyonel çekimlerinden başlayarak, “Photoshop” adlı fotoğraf düzenleme uygulamasıyla hayatımıza zaten girmişti. Yapay zeka (ai) tabanlı sentetik medya teknolojisi, şimdi bu “güzelleşme hilelerini” bir adım öteye taşıyor.

“Deepfake” adıyla tanıdığımız sentetik medya, aslında aldatmaya ve istismara yönelik potansiyeli nedeniyle, derin kaygıya yol açıyor. Ancak, diğer yandan sunduğu “kendi fiziksel görünümünü yeniden tasarlama” olanaklarıyla da kendini sevdirecek ve daha çok taraftar toplayacak gibi görünüyor.

Dijital ekranlarda her zamankinden daha hoş görünmenizin, size kendinizi iyi hissettireceğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Kişiyi olduğundan daha mükemmel bir görüntüyle ekrana taşıyan dijital makyaj, insanı kendinden uzaklaştırma ve kendi gerçekliği ile çelişkiye düşme gibi tehlikeler içeriyor.

Kendi avatarını oluşturmak 500 dolar

Kendi avatarlarınızı üretebilmek için, artık sinema ya da reklam endüstrisinde olmanız şart değil. İşe, kendi tasarımları olan deepfake karakterlerin katalog satışı ile başlayan ai şirketlerinin, kişiye özel avatar seçeneğine de yöneldiklerini, geçmiş yazılarda aktarmıştık. Deepfake üretim teknolojilerine odaklanan bazı ai şirketleri, “kendin yap” uygulamalarıyla, artık avatarınızı kolaylıkla üretebilme olanağı sağlıyorlar. Örneğin Alethea AI’nin İçerik Üretici Paketi aylık 500 dolarlık ödemeyle 20 dile kadar destekli avatar üretebilme olanağı sunuyor. Aynı şirketin maliyeti web sitesinden açıklanmayan Kurumsal Paketi, avatarınıza 40 dile kadar destek, duygusal ifadeler, farklı giyim tercihleri ve lisanslama gibi ayrıcalıklar kazandırıyor.

Bir diğer avatar üreticisi olan Synthesia ise, kendi avatarını üretmek isteyenlere iki farklı seçenek sunuyor. Telefon ya da web kamerası ile daha düşük çözünürlüklü avatarını geliştirip, bu araçlarla kullanmak isteyenlerin 500 dolar ödemesi gerekiyor. Çok amaçlı kullanıma uygun Yeşil Ekran Avatarı üretmek isteyenler için ise, maliyet 1000 dolara yükseliyor. Daha kapsamlı içerikler üretebilmek için sunulan bu ikinci seçenek, Greenbox teknolojisiyle esnek şeffaf arka planlar ve etkileşimli videolar için kullanılabiliyor.

Yüz iyileştirme algoritmaları; self-deepfake mi?

Nvidia’nın, video konferans uygulamaları başta olmak üzere, dijital uygulama geliştiriciler için sunduğu Maxine platformundan geçen yazıda söz etmiştik. Nvidia Maxine, ai altyapısı gerçek zamanlı görüntülü görüşmeleri, görüntü ve ses iletimi açısından daha kaliteli hale getirmekle kalmıyor, katılımcının görüntüsünü de bakışı ve duruşu ile daha mükemmel hale getiren özellikler içeriyor. Üstelik Nvidia, geliştirdiği ai teknolojisini kendine saklayarak, yeni bir video konferans platformu kurup, avantaj sağlamayı tercih etmemiş. Geliştirdiği gerçek zamanlı farklı bir tür deepfake teknolojisini, tüm geliştiricilerin kullanımına sunmuş, yaygınlaşmasına olanak sağlamış.

Maxine, gerçek zamanlı görüntülü görüşmelerde, son kullanıcıya dijital makyaj avantajı sağlayan yeni bir teknoloji standardını belirliyor. Bu durum, beraberinde yeni birçok başka kaygıyla birlikte, yüz iyileştirme algoritmalarına ilişkin tartışmayı da alevlendireceğe benziyor. Çünkü bu, sosyal medya ve çevrimiçi iletişim dünyasında, tıpkı özçekim gibi, bir tür öz sentetik medya (self-deepfake) alışkanlığına yol açacak, önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilir.

Sentetik dijital kişisel görüntü, özgüveni zedeliyor

Bağımlılığa yol açan maddeler gibi, insanı orijinal görüntüsünden ve kendi gerçekliğinden uzaklaştıran sentetik medya da “sahte güzellik bağımlılığına” yol açabiliyor. Bu çerçevede, yüz iyileştirme algoritmalarının zihinsel olarak sağlıklı sonuçlar doğurmadığı, son birkaç yıldır bilimsel araştırmalarla ortaya konuluyor. Boston Tıp Merkezi (BMC) tarafından yapılan araştırmalar, filtrelerin ve fotoğraf düzenlemenin, insanların özgüvenine zarar verebileceğini ve vücut dismorfisi gibi bozuklukları tetikleyebileceğini gösteriyor. 

Görüntü düzenleme teknolojisinin, Snapchat ve Facetune gibi uygulamalar yoluyla yayılması sonucu, daha önce yalnızca ünlülerde  veya güzellik dergilerinde görülen fiziksel ‘mükemmellik’ seviyesi, artık tüm sosyal medyaya hakim oluyor. Araştırmacılar, bu düzey kural haline geldikçe, insanların dünya çapında güzellik algılarının değiştiğini ve bu durumun, kişinin benlik saygısına zarar verebileceğini ifade ediyor.

Vücut dismorfik bozukluğu (BDD), kişinin vücudunda dışarıdan belli olmayan veya çok az belli olan bir kusuru, çok fazla abartmasına ve zihnin sürekli bu düşünceyle dolu olmasına yol açıyor. Bu durum kişinin günlük hayatında da sıkıntı yaşamasına ve davranış bozukluklarına neden oluyor. Bunun sonucunda, cilt yolma gibi tekrarlayan davranışlarla ya da görünümlerini değiştirmeyi umarak dermatologlara veya plastik cerrahlara başvurmak gibi durumlarla karşılaşılabiliyor. Bozukluk, nüfusun yaklaşık yüzde 2’sini etkiliyor ve obsesif-kompulsif kategorisinde sınıflandırılıyor.

Örneğin fotoğraflarını manipüle eden genç kızların vücut görünümleriyle daha fazla ilgilendikleri ve dismorfik vücut imajına sahip olanların, bir doğrulama aracı olarak sosyal medyayı kullanmaya çalıştıkları gözlemleniyor. Başka araştırmalar, plastik cerrahlara başvuran hastaların yüzde 55’inin selfielerdeki görünümlerini iyileştirmek istediklerini ortaya koyuyor.

“Snapchat Dismorphia” hastalığı

BMC ve Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi Etnik Deri Merkezi Direktörü Neelam Vashi, kendi görüntüsünü filtrelemenin ‘Snapchat dismorphia’ kavramıyla fenomen haline gelen bir hastalığa dönüştüğünü vurguluyor. Vashi, ” Filtrelenmiş özçekimler, insanların gerçeklikle temaslarını kaybetmelerine neden olur, her zaman mükemmel görünmek gerektiği beklentisi yaratabilir. Hastalar, filtrelenmiş versiyonlar gibi görünebilmek için, ameliyat seçeneğine yöneliyor” diyor.

Oysa uzmanlar, bu vakalarda cerrahi müdahaleyi doğru bulmuyor. Çünkü estetik değişim, iyileşmeyi sağlamıyor ve altta yatan BDD’nin daha da kötüleşmesine yol açabiliyor. Bu tür vakalar için farklı terapi teknikleri yoluyla psikolojik müdahaleler öneriliyor.

Google, güzellik filtrelerini varsayılan olmaktan çıkarıyor

Google, Ekim ayı başında, akıllı telefonlarının sivilceleri, çilleri, kırışıklıkları ve diğer cilt kusurlarını gideren “güzellik” filtrelerini varsayılan olarak kapatacağını duyurdu. Şirket yaptığı açıklamada, “Bir kamera veya fotoğraf uygulamasının bir filtre uyguladığının farkında olmadığınızda, fotoğraflar zihinsel sağlığı olumsuz etkileyebilir” saptamasında bulundu. Google’ın açıklamasında, dijital makyajın yol açabileceği psikolojik tehlike, “Bu varsayılan filtreler, bazı kişilerin kendilerini karşılaştırdığı bir güzellik standardını sessizce belirleyebilir” şeklinde ortaya konuldu.

Deepfake tehlikesi, bugüne kadar, çoğunlukla kötü niyetli kişilerin üretecekleri deepfakeler yoluyla dezenformasyon, istismar ya da dolandırıcılık gibi siber saldırılar gerçekleştirebilmeleri olasılığı üzerinden değerlendirildi. Oysa, kötülük dışarıdan değil, içeriden geldiğinde daha yıkıcıdır. Bu nedenledir ki, bağımlılığa neden olan en zararlı maddeler, başlangıçta keyif vericidir. Deepfake saldırılarını sadece dışarıdan beklemeyin. Çevrimiçi dünyadaki fiziksel cazibenizi artırmak için başvuracağınız bir dijital makyaj yöntemi, zaman içinde zaaf ya da komplekslerinizi tetikleyerek, zihinsel güvenlik açığınıza dönüşebilir. Yani kendi elinizle ürettiğiniz deepfake’iniz, kendi gerçekliğinizi tehlikeye atacak en büyük tehdit haline gelebilir.

Görünen o ki, güzellik filtreleri kontrol altına alınmazsa, en sinsi deepfake, zihinlere yerleşecek.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: