Deepfake Akıl Karıştırırken, Deepfake Terapi Akıl Sağlığına Hizmet Ediyor…

Beyin ve sinir sistemiyle etkileşim halindeki psikolojik sağlık, toplum sağlığı açısından kritik ve stratejik bir öneme sahip. Ancak, teşhis ve tedavi sürecinin toplumsallaşabilmesi için duygusal eşik bir türlü aşılamıyor. Deepfake psikoterapide yüzlere maske olur, ruhları açığa çıkarırsa, ai insan zekasına belki de en büyük hizmeti sunmuş olacak…

Hep vurguluyoruz; deepfake çift ruhlu bir teknoloji. Kötü niyete açık yapısı tehditkar kişiliğini ortaya koyuyor. Gelişime açık yenilikçi yapısı ise, birçok alanda sayısız fayda vaat ediyor. Örneğin insanları kandırarak aklını başından alan deepfake, aynı zamanda insanlığın akıl sağlığına da hizmet edebiliyor.

Çift kişilikli deepfake’in insan aklıyla dansı

Sentetik medya örneklerinin inandırıcılığı geliştikçe, araştırmalar deepfake’in yapay zeka (ai) teknolojilerinin en tehlikelisi haline geldiğini ortaya koyuyor. Çünkü pandemi süreci dijital dönüşüm evrimini hızlandırdı. Hayatı çevrimiçi algılama biçimimiz ise, görme ve duyma yetimize indirgendi. Deepfake’i tehlikeli kılan da zaten bu en temel iki duyumuzu yanıltarak, aklımızla oyun oynayabilir ve gerçeklik algımızı kör edebilir olması.

İnsanın akıl sağlığı ile ilgili bilimsel çalışmaların başarısı ise, büyük oranda klinik araştırmalar ve psikoterapinin performansına bağlı. Ancak deneklerin çekinceleri ve iletişim güçlükleri ile hasta mahremiyeti gibi evrensel etik kurallar, klinik araştırmalara ilişkin bulguların bilime hizmet edecek düzeyde paylaşımını ve ortak analizini engelliyor. İşte bu aşamada, artık deepfake teknolojisi devreye giriyor. Bilim, onları kaygısız ve en doğal haliyle gözlemleyip analiz edebilsin diye, ai hastaları deepfake maskesiyle kimliksizleştiriyor.

Mikroskoptakini görüyor, karşımızdakini görmüyoruz

Mikroskobik bir virüs, 2020 yılı boyunca dünyayı esir almış görünüyor. Bilinmezlerle dolu bu kabusun ne zaman son bulacağı net değil. Kovid-19’un aylardır modern tıbba diz çöktürmesi, bilinmezlerinden kaynaklanıyor. Yeni Tip Koronavirüs, yüzbinlerce insanın acı içinde ölümüne yol açarken, milyonlarca insan ise, bu virüse yakalandığını bile fark etmeden hastalığı atlatabiliyor. Bu yüzden kaygıyla birlikte kayıtsızlık da artıyor. Bu sığ algı nedeniyle, bilimin aşı geliştirme sürecinde, Kovid-19 ne yazık ki milyonlara yayılmaya ve yüz binleri hayattan koparmaya devam edecek.

Toplumların tüm duyarsızlığına karşın, insan yaşamını tehdit eden hastalıklar yayıldıkça, farkındalık da zorunlu olarak artıyor. Yeni Tip Kovid-19 örneğindeki gibi epidemik hastalıklar, kalp ve damar hastalıkları ve kanser başta olmak üzere, yüksek oranda ölümle sonuçlanan hastalıklar gündemden düşmüyor. Bilim insanları, uluslararası sağlık kuruluşları ve hekimlerle birlikte, hastalar ve onların yakın çevreleri de tedavi arayışı içinde oluyor. Oysa insan sağlığı, fiziksel sağlıktan yani beden sağlığından ibaret değil. Tüm vücudu yöneten beyinde ortaya çıkan sağlık problemleri, insanın bedensel fonksiyonlarından, zihinsel kapasitesine, düşünme ve algılama yetisinden, duygularına, tepkilerine ve davranışlarına kadar, bütün bir yaşamını etkiliyor. Nöroloji, psikiyatri ve psikoloji gibi, ilgili birçok bilim dalında yürütülen çalışmalara karşın, beyin ve sinir sistemi ile ilgili hastalıklar, dünyanın pek çok yerinde, hastalar ve yakınları tarafından bile büyük oranda görmezden geliniyor. Teşhis ve tedavi sürecinden uzak duruluyor.

Psikolojik pandeminin farkında mıyız?

Stresin fabrika ayarlarını bozduğu ve teknolojinin kalabalıklar içinde yalnızlaştırdığı insan aklı, sayısız dış etkene karşı adeta savunmasız durumda.  Yaşamı tehdit eden Alzheimer, Parkinson ve MS gibi beyin ve sinir sistemi hastalıklarının yanında, şizofren, bipolar, travma sonrası stres, anksiyete ve obsesif kompulsif bozukluk gibi çok sayıda hastalık, insanı hayattan koparıyor. Çağın kaderi olarak görülen depresyon ve kişilik bozuklukları ise, insanın artık kanıksanan doğal halleri olarak kabul ediliyor. Oysa, çoğu yok sayılan, gizlenen ya da görmezden gelinen bu hastalıklar, çağdaş toplumda Kovid-19’dan da büyük bir hızla yayılıyor.

Kuşaklar arası sağlıksız etkileşim ve aktarım yoluyla, giderek bir sosyal mirasa dönüşen psikolojik pandemi, sadece hastayı ve yakın sosyal çevresini değil, bütün bir toplumu tehdit ediyor. Çünkü psikolojik enfeksiyon taşıyıcıları, bazen bir arkadaş, bir eş, işteki bir yönetici, yasal yetkilerle donatılmış bir kamu görevlisi ve hatta toplumlara yön veren bir kanaat önderi olarak da karşımıza çıkabiliyor. Dolayısıyla, yeterince farkında olmasak da, insanoğlunun akıl sağlığı ile ilgili bilimsel çalışmalar, en az beden sağlığı ile ilgili araştırmalar ve bilimsel gelişmeler kadar önem taşıyor.

Deepfake’in, akla en uygun kullanımı

ABD’nin uluslararası yayın organı olan Amerika’nın Sesi (Voice Of America – VOA) muhabiri Tina Trinh’in Haziran sonunda hazırladığı görüntülü haber, deepfake’in akla en uygun yeni bir kullanım alanını aktarıyordu. Haber VOA’da, “Doktor sizi şimdi görmeyecek; Terapistin ofisinde deepfakes” başlığıyla yayınlandı. Haberde, deepfake’in sabıkalı geçmişi hatırlatılıyor ve “Şimdi bu girişim, yüz değiştirme teknolojisinin, ruh sağlığını ve terapi uygulamalarını iyileştirmek için, nasıl pratik bir araç olabileceğini gösteriyor” deniliyordu.

Haberde sözü edilen girişim, psikoloji, psikiyatri, psikofarmakoloji ve psikoterapi için, ai tabanlı kayıt ve analiz hizmetleri sunan Deliberate AI’nin, klinik araştırmalara getirdiği yenilikti. Akıl sağlığı ve terapi alanında bilime yeni ufuklar açan bu yenilik, klinik araştırmalara konu edilen hastaların deepfake maskesiyle kimliksizleştirildiği, bir tür deepfake terapi yöntemiydi.

Psikoterapide, “etik şeffalık” devrimi

Deliberate AI’nin kurucusu ve CEO’su Marc Aefjes girişimlerinin özelliğini anlatırken, uzman klinisyenlerin yaşadıkları mesleki zorluğa dikkat çekiyor. Aefjes, klinisyenlerin hasta ile olan görüşme sırasında, gözlemlerini sağlıklı analiz edecek şekilde not edebilmek için, yeterli zaman ve koşullara sahip olmadıklarına işaret ediyor. Aefjes’e göre planlı terapistler, hastalarıyla yapılan seansları kaydediyor, ancak bu kez de hasta gizliliğini koruma zorunluluğu ön plana çıkıyor. Ayrıca çok sayıda vakanın video arşivinden oluşacak bir veri kiti, farklı analizlere olanak tanıma ve bu yolla bilimsel gelişme katkı sağlama açısından da ayrıca önem taşıyor. İşte deepfake yüz takası teknolojisi bu noktada devreye giriyor.

Deliberate AI, deepfake yüz takası teknolojisiyle video kayıtlarındaki hastaların yüzlerini değiştiriyor. Hasta farklı bir kişiye dönüşüyor, ancak duygular, mimikler, tepkiler aynı kalıyor. Yani terapi, analiz değerinden bir şey yitirmediği halde, hastanın kimliği korunuyor ve gizli kalıyor. Üstelik bu yeni sistemde, ai terapinin analiz sürecine de katkı sağlıyor. Hastanın ses analizi ile konuşma farklılıklarının psikolojik durumuyla ilişkisini kuruyor. Hastaların konuşma şeklini değiştiren hayatındaki farklı durumları açığa çıkarıyor. Tüm bu olanaklar sayesinde, haber başlığında olduğu gibi doktorun hastayı görmesi de bir zorunluluk olmaktan çıkıyor. Hastayı hiç görmemiş başka hekimler ve klinikler de, teşhis ve tedavinin paydaşı haline gelebiliyor.

2 milyara yakın insanın psikolojisi bozuk

Pandemi ile birlikte Birleşmiş Milletler’den daha önemli bir uluslararası kuruluş haline gelen Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2017 yılı verilerine göre, dünyada psikolojik hastalıklardan etkilenenlerin sayısı 800 milyona yaklaşıyor. Bu çerçevede, deepfake’in ilk ortaya çıktığı yılın verilerine göre, 3 yıl önce yaklaşık her 10 kişiden biri, hayatının bir döneminde psikolojik problem yaşıyordu.

Hem verilerin küresel kriz öncesinde kalması, hem de dünyanın pek çok yerinde teşhis ve raporlamanın, gerçeğin çok gerisinde bulunması nedeniyle, Deliberate AI dünyada psikolojik sorun yaşayan insan sayını 1,7 milyarın üzerinde hesaplıyor. Buna göre her 5 kişiden biri, hayatının bir döneminde psikolojik rahatsızlık yaşıyor. Psikolojik sağlık, aynı zamanda sağlık harcamaları 225 milyar doları aşan ABD’de, en büyük sağlık harcaması kategorisini oluşturuyor. Buna rağmen ABD’de bile, Deliberate AI’nin tespitine göre yanlış teşhisler yüksek oranda gerçekleşiyor. Tedavi seçenekleriyle sonuç ölçümleri de bilimden uzaklaşıyor.

8 kişilik start-up’ın hedefi, “psikolog ai”

Bu yıl kurulan Deliberate AI misyonunu, “klinik araştırmaları kanıta dayalı teknoloji çözümleriyle güçlendirerek psikolojik sağlık hizmetlerini iyileştirmek” olarak tanımlıyor. Üretkenliği ve hasta sonuçlarını iyileştirmek için, tüm akıl sağlığı etkileşimlerinin gizli bir şekilde kaydedildiği ve otomatik olarak analiz edildiği bir gelecek inşa etmeyi hedefliyor. Teşhis performansını artırmak, süreci objektif olarak izlemek ve tedavi için eyleme geçirilebilir iç görüler sağlamak için ise, terapi seanslarındaki ses ve video kayıtlarına ai temelli makine öğrenme ve deepfake teknolojileri uygulanıyor. Sunulan çözümlerin ayrıca, akıl sağlığı araştırmalarını önemli ölçüde hızlandıracak ve hasta sonuçlarını daha da iyileştirecek büyük bir veri kümesi oluşturmaya yardımcı olacağı vurgulanıyor.

Şu anda dijital platformunun ilk sürümünü birkaç alfa kullanıcısı klinik ile paylaştığını duyuran Deliberate AI, yakında özel muayenehanedeki klinik psikologlar için bir mobil ürün başlatmayı planlıyor. Şirket, Şubat ayında ABD’deki Mount Sinai Sağlık Grubu’nun 25 bin dolarlık İnovasyon Vitrini ödülünü kazandı. Ayrıca sunumları, ABD’nin inovasyon projelerini destekleyen NSF SBIR AI hibe programınca onaylandı.  Şu anda çoğunluğu yarı zamanlı 8 kişilik bir ekibe sahip olan şirketin, ayrıca makine öğrenimi, psikoterapi ve psikiyatri alanında dünya çapında bir danışma kurulu bulunuyor.

Psikanaliz de ai’den sorulacak

Freud duysa ne derdi bilinmez ama, psikoterapi ve psikanalizde ai ve makine öğrenmesinin sağlayabileceği önemli katkılar, akademik araştırmalara da konu oluyor. Aralarında Aafjes ve kız kardeşinin de yer aldığı New York’taki Yeshiva Üniversitesi Ferkauf Psikoloji Enstitüsü ve Deliberate AI’den bir grup araştırmacı 29 Ağustos’ta yayımlanan bilimsel makalelerinde “Psikoterapi araştırmalarında makine öğreniminin kapsamı”nı inceledi.  Araştırmada, makine öğreniminin, büyük miktarda veriyi anlamlandırmaya yardımcı olabilecek sağlam istatistiksel ve olasılıklı teknikler sunduğuna dikkat çekildi.

Temmuz ayında Utah Üniversitesi’nden farklı bilim dallarından bir araştırmacı grubunca yayınlanan “Psikoterapi araştırmasında makine öğrenimi ve doğal dil işleme” konulu araştırma ise bilimsel araştırmaları önemli ölçüde değiştiren makine öğreniminin, aynı zamanda zihinsel sağlık bakımı ve psikoterapide karşılaşılan sınırlamalara da çözüm vaat edebileceğine işaret edildi.  

Beyin ve sinir sistemiyle etkileşim halindeki psikolojik sağlık, toplum sağlığı açısından kritik ve stratejik bir öneme sahip. Ancak, teşhis ve tedavi sürecinin toplumsallaşabilmesi için duygusal eşik bir türlü aşılamıyor. Deepfake psikoterapide yüzlere maske olur, ruhları açığa çıkarırsa, ai insan zekasına belki de en büyük hizmeti sunmuş olacak…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: