Deepfake Aklımızı Kemirmesin Diye, Kemirgen Beyni Yapay Zekayı Besleyecek…

Laboratuar canlılarının, şu insanoğlunun elinden çektiği nedir? Bu kobay canlılara, bugüne kadar ne çok borçlandık ve onlardan hala daha neler bekliyoruz?

En çok kemirgenler üzerinde yapılan testler, yüz yıllardır bilim insanlarına ışık tuttu, yol gösterdi. Örneğin birçok yeni ilaç ve tedavi yöntemi, bu yolla geliştirildi. İnsanlığın maruz kaldığı ya da kalacağı her türlü tehlike, geliştirilen yapay ortamlarda, onlar üzerinde test edildi. Yeni bir çağın kapılarını açan Yapay Zeka (AI), tam da insan zekasından öğrendikleriyle onun kapasitesini aşacak ve tüm çözümlerin kaynağı olacak diyorduk. Sonra, bir baktık ki, AI’nin yol açabileceği tehlikelere karşı, çareyi yine laboratuvarlardaki kemirgen dostlarımızın beyinlerinde arıyoruz.

Çözüm AI tabanlı tespit araçlarında…

Özetlemek gerekirse, ilk kez iki yıl önce karşılaştığımız “derin” siber tehdit, hızlı bir tırmanışla, çevrimiçi gündemin ilk sırasına oturdu. AI’nin, insan zekasını aşan veri analiz kapasitesiyle, makinelere Derin Öğrenme yetkinliği kazandırması sonucu, masum görünümlü çeşitli uygulamalar geliştirildi. Görüntü ve ses verilerinin kodlarını çözüp, bu yolla manipüle edilen sentetik çıktıları sentezleyerek, gerçeğinden ayırt edilmesi zor sahte medyalar üretebilme kapasitesine ulaşıldı. Sosyal ağlardan, viral yayılımla sahteyi gerçekle yer değiştirip kaosa yol açacak, böylece sosyal ve siyasi geleceği uçuruma sürükleyebilecek “Deepfake” diye adlandırılan bu siber tehlike, kısa sürede dünyanın başına bela oldu. Reddit.com’da ilk Deepfake porno video çalışması ile düğmeye basan Deepfakes takma adlı tetikçinin gerçek kimliğinin hala açığa çıkmamış olması, hem meselenin “daha da derin” olma kuşkusunu artırdı. Hem de bundan büyük zarar görebilecek olan çevrimiçi dünyayı, “kim vurduya gitme” riskiyle karşı karşıya bıraktı.  

Siber güvenlik geliştiriciler Deepfake’e karşı çözüm arayışını sürdürürlerken, kamu güvenlik kuruluşları, üniversiteler ve dünya teknoloji devleri, bu çabayı teşvik ediyorlar. Facebook, Microsoft, Amazon Web Services (AWS) ve AI On Partners’ın iş birliğiyle birkaç gün önce başlatılan, milyonlarca dolar ödüllü Deepfake Detection Challenge (DFDC) örneğinde olduğu gibi, AI tabanlı etkili Deepfake tespit araçları geliştirilmesi için, süreci hızlandırmaya çalışıyorlar. Tüm dünyadan katılımcı ekip sayısı 400’e yaklaşan ve 2020 Mart sonuna kadar sürecek olan yarışmada, Zemana olarak Deepware.ai ekibimiz, ilk günden itibaren en üst sıralardaki yerini koruyor. Hedefimiz, ipi en önde göğüsleyebilmek.

Kemirgen beyni, ses sahteciliğini ayırt edebilir mi?

AI kaynaklı bir siber tehlikeye karşı, çareyi yine AI tabanlı bir çözümde aramak, kuşkusuz geçerli ve bilimsel bir yaklaşım olarak görülüyor. Ama, insan beyni modellenerek geliştirilen AI’yi, bunu sağlamak için uygun veriyle beslemek gerekiyor. İşte, gerçeği eğip bükerek, insan aklını kemirmesinden endişe duyulan Deepfake’e karşı, laboratuarlarda kullanılan kemirgenlerin zekası tam da burada devreye giriyor. Kemirgenlerin, manipüle edilmiş sentetik sesleri ayırt etme yeteneğine sahip olduğu tezini savunan Oregon Üniversitesi Sinirbilim Enstitüsü’nden Jonathan Saunders’ın liderliğindeki bir araştırmacı grubu, bu durumu Deepfake sesleri tespit etmek için, umut verici bir model olarak görüyor. Geçtiğimiz Ağustos ayında, Las Vegas’ta düzenlenen Black Hat Konferansı’nda akademik çalışmalarını sunan bilim insanları, “Memeli işitme sisteminin sahte sesi algıladığı hesaplama mekanizmalarının incelenmesi, yeni nesil genelleştirilebilir algoritmaları sahtecilik tespiti için bilgilendirip geliştirebilir” görüşünü ortaya koyuyorlar.

Fonetik hataların yol açtığı algı problemi, sahte sesi ele veriyor

Alex Comerford ve George Williams’ın, Saunders ile birlikte gerçekleştirdikleri araştırma, farelerin fonetik algılamalarına dayanıyor. Fonetik kategoriler arasında ayrım yapmayı hedefleyen çalışma kapsamında, fareler bir eğitime tabi tutuluyor.  Eğitim sonucu, akustik ihlallerine karşı, farelerin beyinlerinde oluşan biyolojik reaksiyon belirleniyor. Elde edilen bulgular doğrultusunda, sahte konuşmayı tespit için, yapay sinir ağları tasarlanıp geliştirilebileceği öngörülüyor. Başka bir deyişle, fareler duydukları kelimeleri anlayamadıkları sürece, insanlara benzer bir anlayış eksikliği ortaya koyduklarından, bunun aslında sahte konuşmayı tespit etmek için bir ikramiye olabileceği değerlendiriliyor. Çünkü fareler, fonetik sorunu olan kelimelerin gerçek anlamını çözmeye odaklanırken, sahtekarın işaretlerini görmezden gelemiyorlar. Örneğin, derin bir ses dosyası, “g” nin olması gereken yerde “b” sesi gibi ince bir hata içerebilir. Örneğin sahte ses “hamburber” siparişi verdiğinde, insan kulağı bu kırmızı alarmı es geçmeye eğilimli olabilir. Çünkü konuşma tarzlarına, aksanlara ve diğer tutarsızlıklara işitsel olarak uyum sağlarken, duyduğumuz cümlelerin anlamını çıkarmak için eğitildik. Üç araştırmacı, eğitilmiş laboratuar farelerinin, konuşma seslerini yüzde 80 oranına kadar doğru bir şekilde tanımladıklarını belirtseler de savundukları fikir, tabi ki derin yüzeyleri tanımlamak için bir kemirgen ordusunu eğitmek değil. Bunun yerine, bilim insanları beynin bunu nasıl yaptığını öğrenmek için, farelerin sahte sesleri ayırt ettiklerinde, onların beyin aktivitesini izlemeyi umuyorlar. Daha sonra amaç, onlardan toplanan bilgilerle, yeni sahte tespit algoritmalarını eğitmek.

Geçen iki yüzyılda, insanoğlu bilimin sınırlarını genişletecek keşifler için uzaya odaklanmıştı. Aya ayak basmak, Mars’a ulaşmak, yerkürenin kaynaklarını tükettiğimiz güne dair kaçış planları yapmak için, belki önemli ipuçları sağlamıştır. Dünyayı uydularla kuşatıp, yerküreyi gözetim altına alabilmenin de, elbette küresel kazanımları olabilir. Ancak geleceğe yön verecek stratejileri yönetenler, gördüler ki mucizeleri çok uzakta aramaya gerek yok.

AI hepimize ispatladı ki, çok küçük bir kapasitede kullanabildiğimiz beynin sırlarını çözdükçe, pek çok sır kendiliğinden çözülmeye başlayacak. Böylece belki de evren boyut atlayacak, hayat evrim geçirecek. Ömrüne emanet edilen doğayı vahşice bir iştahla tüketen insan, geliştirdiği üst zekanın da şeytanca amaçlarla kullanımına engel olamazsa, geçmişin alışkanlıklarıyla belki yine laboratuar terbiyesi almış kemirgenlerin beyinlerinden çare umacak.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: