Deepfake Karanlığı Bastardığında, Sabıkalı Medya Gerçeğe Işık Tutabilir mi?

Evrensel hukuk anlayışında, bir suçun “Basın yoluyla işlenmesi”, genellikle yasada cezanın ağırlaştırılması sonucunu doğurur. Çünkü gazetecilik mesleğinin, belki ayrıcalıklarından da daha büyük oranda, kamusal sorumlulukları var. Erişim, etki alanı ve algı düzeyinin gücü, medya organlarına kamuya karşı sorumluluk yüklüyor. Yalan söyleyerek sadece konuştuğunuz kişiyi kandırırsınız, medyadaki bir yalan haberin ise sonuçları çok daha ürkütücü olur. Dezenformasyon nedeniyle, bir ülkenin ekonomisi ya da siyasi geleceği altüst olabilir.

Medyanın tüm dünyada, yalanla başı dertten, zaten hiç kurtulmaz. En gelişmiş batılı toplumlarda dahi okur, izleyici ve dinleyici ile arasında “güven problemi” daima var olagelmiştir. En köklü ve saygın medya kuruluşları bile, yayınlanan haberlere yönelik kuşkunun ve yalan haberlerle ilgili sabıkanın tamamen uzağında kalmayı başaramamışlardır.

Gerçekler, haberden daha kutsal

Haber kutsaldır, ama gerçek ondan da kutsaldır. Medya özgürlüğü adına haber kaynağını gizli tutma hakkı, meslek etiğine karşı esnek davranan gazetecileri, gerçek dışı haberler için bazen bir kurban, bazen de bir suç ortağı haline getirebilir. Gazeteci kaynağını açıklamadığı sürece, yalan haberden zarar gören toplum kim vurduya gitmiş olur. Yasalar gereği bedelini gazeteci ve onun görev yaptığı medya kuruluşu öder. Ama toplumun ya da ülkenin ödediği hesaplanması zor bedel, çok daha ağır olur. Oysa gazetecilik zamanla yarıştır. Bazen gelen bir bilgi ya da görüntü o kadar büyük bir haberdir ki, kaynağını ya da gerçekliğini detaylı biçimde sorgulamak, gazeteci için büyük bir gecikme ve ızdırap manası taşır.

Medya kuruluşları, kamunun haber alma özgürlüğünü sağlayan ayrıcalıklı birer kurum olmakla birlikte, aynı zamanda kar amaçlı birer ticari kuruluştur. Çağımız medyası için, reklam müşterisinden elde edilen gelir, içerik müşterisinden (okur, izleyici, abone) elde edilen gelirin kat kat önündedir. Bu nedenle, medya kuruluşları ve gazeteciler, ticari ve siyasi etkilere açıktır. Medya kuruluşunun karlılığına yönelik ekonomik ve siyasi gücünü etkin kullananlar, pekala haberleri manipüle etmeye yönelik bir baskı gücüne de sahip olurlar. Medya ise, kimi zaman korumasız kaldığı bu baskı ve yönlendirme karşısında, bilerek ya da bilmeden gerçekleri çarpıtmaya, her dönemde alet olabilir.

Kontrolsüz güç, deepfake yangınını alevlendirirse…

Internetin öncülük ettiği bilgi çağında, çevrimiçi dünyanın, gerçek dünyayı çevrelemesi, öncelikle kitle iletişiminin, dijitalleşmesine yol açtı. Bilgi ve haber akışı, kağıttan ve TV-radyo gibi kitle iletişim araçlarından, mobil ve akıllı bilgi işlem cihazlarına kaydı. Böylece bilginin tüketim hızı da arttı. Gazeteler, dergiler, TV-radyo kanalları, internet üzerinden yayıncılığa geçiş yaparken, “herkesi medya sahibi haline getiren sosyal medya” rekabeti ile de karşı karşıya kaldılar. İnternet haberciliğinin dayanılmaz hafifliği sayesinde, medya kurumsallıktan bireyselliğe doğru evrildi. Sosyal medya ise, eskiden sadece okuyan, dinleyen, izleyen kalabalıkların, kontrolsüzce haber yayan birer yayıncı gücüne erişmesine neden oldu. 

İnsan zekasının sınırlarını aşan yapay zekanın (ai), geliştirilen algoritmalarla yapay sinir ağları üzerinden makinelere kazandırdığı Derin Öğrenme yeteneği yüzünden, gerçekle olan bağımız, görünen o ki pek yakında kopma noktasına gelecek. Çünkü, siber güvenlik teknolojilerinin henüz tam anlamıyla çözüm üretemediği, Deepfake olarak adlandırılan, ai ürünü sentetik medyanın dünyayı kaosa sürükleyebilecek ayak sesleri, hayli güçlü biçimde duyulmaya başladı. “Her gördüğünüze ve duyduğunuza inanmayın” çaresizliğini, kısa sürede zihnimize kazımaya başlayan Deepfake teknolojisi, ürettiği sahte sentetik medya örnekleriyle “gerçeğinden ayırt edilemez” noktaya ulaştığında, tüm iletişim ve haber kaynaklarımızın, küçük bir kıvılcımla küle dönüşecek bir samanlıktan farkı kalmayacak.

“Medya gücünü ellerinde tuttukları” iddiasıyla suçladığımız uluslararası dev medya kuruluşlarına, “gerçeklerin algımızdan kayıp gitmesine yol açacak” Deepfake kargaşası başladığında, belki bugünkünden daha fazla bel bağlamak zorunda kalacağız. Ünlü politikacılar, sanatçılar ve sporculardan, her alandaki toplum önderlerine, şirketlerin yöneticilerine ve sıradan vatandaşlara kadar herkesi hedef alabilecek, inandırıcılık düzeyi yüksek sahte sentetik medya, virüs gibi hızla yayılıp sosyal ağlarda kol gezmeye başladığında, “sorumsuz” bireysel yayıncı kalabalığından çok, köklü kurumsal medya kuruluşlarına güvenme ihtiyacı hissedeceğiz. 

Bugüne kadar her rekabetçi teknoloji karşısında ayakta kalmayı başaran kurumsal medya devleri, Deepfake saldırılarına karşı koyamaz hale geldiklerinde, tarihin bu en büyük siber tehdidine alet olmaktan kurtulamayacaklarını, bu nedenle kısa sürede, acı dolu bir sona doğru yol alacaklarını iyi biliyorlar. Çünkü medya imparatorları, gerçeği eğip bükme suçuna ortak olduklarında, kamusal sorumluluklarıyla, sosyal medya kullanıcıları ve bireysel yayıncılardan çok daha önce yüzleşecekler. En büyük bedeli de onlar ödeyecekler.Bu nedenle de, Deepfake bataklığında boğulmadan ya da mayın tarlasında havaya uçmadan yollarına devam edebilmenin yollarını araştırıyorlar. Sorumluluklarıyla yüzleşme noktasında, kendileriyle aynı kaderi paylaşacak olan sosyal medya devleriyle de, “doğru habercilik” ortak paydasında işbirliği gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

Facebook ve Reuters’dan ücretsiz online eğitim

Facebook, “sahte haberle mücadele etme” amacıyla başlattığı Facebook Gazetecilik Projesi kapsamında, 128 ülkede 2000’den fazla yayıncıya multimedya haber içeriği sağlayan dünyanın en büyük haber ajansı Reuters ile birlikte, gazeteciler için “Deepfake Tuzağına Düşmeme” ücretsiz online eğitimi düzenliyor. Facebook’un altı sıfırlı finansal desteği ile ders materyalleri Reuters tarafından hazırlanan “Manipüle Edilmiş Medyayı Tanımlamak ve Mücadele Etmek” başlıklı eğitimde, gazetecilere küresel olarak yanlış bilgi sunmak için değiştirilmiş fotoğraf veya videoları nasıl belirleyeceklerini öğrenmelerine yardımcı olacak bilgiler ve yöntemler aktarılıyor. Kurs içeriğini oluşturan, Reuters’ın Kullanıcı Haber Ağı Başkanı olan Hazel Baker, hedefin farklı haber departmanlarının ne aramaları gerektiğini anlamalarına yardımcı olmak olduğunu söylüyor. Reuters’daki 13 farklı haber departmanının görsel medyayı doğrulama konusunda uzmanlaşmış olduğunu vurgulayan Baker, “Çevrimiçi gördüğümüz manipüle edilmiş medyanın yüzde doksanı, farklı bir konuya ait gerçek bir video. Bazen düzenleniyor, ama çoğu zaman değil. Bu oldukça önemli bir başlangıç ​​noktası” diyor.

Reuters’ın Stratejik Ortaklıklar ve Program Yönetimi Direktörü Jess April ise, İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Arapça olarak dört dilde başlayan eğitimin, Almanca, İbranice, Hintçe, Japonca, Portekizce, Rusça ve Türkçe dahil en az 12 dile daha çevrilmesinin planlandığını belirtiyor. 45 dakikalık ücretsiz online eğitime, gazeteci olmasa da dileyen herkes Reuters.com/manipulatedmedia internet adresinden katılabiliyor. Deepfake tespit araçları geliştirilmesini teşvik etmek için, siber güvenlik geliştiricilerine yönelik Mart ayı sonuna kadar devam edecek 10 milyon dolar ödüllü Deepfake Detection Challenge adıyla bir yarışma başlatılmasına öncülük eden Facebook, Reuters ile birlikte gerçekleştireceği etkinlikler ve panellerle de, duyarlılığı 2020 yılına taşımayı planlıyor.

Kuşkusuz, Deepfake sadece Facebook ve Reuters için değil, global bilgi ve haber ağını oluşturan tüm medya ve sosyal medya ağları için korkunç bir tehdit. Hiçbiri küresel bir dezenformasyon maliyetinin altından kalkamaz. İlk ve en büyük sınav Kasım’daki ABD Başkanlık seçimleri. Zaman giderek daralıyor…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: