Deepfake, Küresel Dezenformasyon Savaşlarında Faili Meçhullere Yol Açabilir

Yapay zeka (AI) ürünü sentetik medya ve onun en yıkıcı türü olan deepfake, dijital çağın çevrimiçi siyasi operasyonları için, artık daha kullanışlı bir silah olma niteliğini taşıyor. Üstelik, deepfake siber saldırıları kolayca anonimleştirilebiliyor ve kirli dezenformasyon savaşlarının kurbanlarını, tarihin derinliklerinde faili meçhul hale getiriyor.

Dezenformasyon istikrarsızlıktan beslenir. Güvensiz ve belirsiz koşullar, nesnel gerçekliğin zehirlenebileceği en uygun iklimi sağlar. Ortadoğu’dan Afrika’ya, Güney Amerika’dan Rusya’ya kadar, dünya güncel çarpıcı örneklerle dolu. Kurban seçilen coğrafyanın insanları tümüyle kendi gerçekliklerinden koparılamasalar da üzerlerinde bir sis bulutu oluşturulur. Böylece, sağlıklı bilgiye ulaşamayan uluslararası kamuoyunu, kurgusal senaryolarla yanıltmak daha kolay olur.

Bugüne kadar, uluslararası toplumu yanlış yönlendiren, organize medya kuruluşları ile güdümlü siyasetçiler ve kanaat önderleri, insanlık tarihine not düşüldüler. Ancak, yapay zeka (AI) ürünü sentetik medya ve onun en yıkıcı türü olan deepfake, dijital çağın çevrimiçi siyasi operasyonları için, artık daha kullanışlı bir silah olma niteliğini taşıyor. Üstelik, deepfake siber saldırıları kolayca anonimleştirilebiliyor ve kirli dezenformasyon savaşlarının kurbanlarını, tarihin derinliklerinde faili meçhul hale getiriyor.

Belki bir Saddam deepfake’i yetecekti…

“Nükleer silah tehdidi” iddiaları ile Irak’ın 20 Mart 2003’te ABD tarafından işgalini, o günlerde 40 civarında ülke desteklemişti. Geri dönüşü olmayan bir küresel dezenformasyon operasyonu olduğunu bugün artık kimsenin inkar edemediği Irak harekatı, o gün destekleyenlerin önemli bir bölümü tarafından bugün lanetleniyor. Bir ülkenin bağımsızlığını yitirerek çöküşüne, terör vahşetine, milyonlarca insanın ölümüne ve insanlık vicdanında onarılmaz yaralar açılmasına neden olan bu operasyonun kabul görmesi için, birçok uluslararası medya kuruluşu, siyasetçi ve kanaat önderi, o günlerde nükleer tehlike gerekçeleri üretmişlerdi. Oysa, deepfake teknolojisi ile arada 15 yıl olmasaydı, kimsenin bu sorumluluğu almasına gerek kalmayacaktı. Irak’taki görkemli iktidarının, gizlendiği çukurda son bulması için, Saddam Hüseyin’i nükleer silah üretilen tesiste gösteren bir deepfake video, belki de fazlasıyla yeterli olacaktı.

Siyasi dezenformasyon, içeriden yıkıyor, dünyanın da gözünü bağlıyor

Kaos coğrafyalarındaki siyasal operasyonlar, hedef ülkeler ve milletlerin, bütünlüklerini ve kendi ortak geleceklerini tayin edebilme haklarını ortadan kaldıracak provakasyonlarla destekleniyor. Siyasi aktörlerin ve olayların manipüle edilmesi, kaosun derinleşmesini sağlıyor.  Çevrimiçi dezenformasyon savaşlarında, sentetik medya silahını kullananların, derin emperyalizm ve sömürgecilik odakları, baskıcı yönetimler, düşman istihbarat teşkilatları ya da çoğunlukla bunların tedarikçisi konumundaki terör örgütleri olması sonucu değiştirmiyor. Deepfake teknolojisi, ulaştığı inandırıcılık düzeyi sayesinde, belirsizliği derinleştirmek, çatışma ortamını ateşlemek ve kurgu gerçekliği meşrulaştırmak için, geçici süreyle de olsa, hem kurban seçilen coğrafyadaki destekçileri, hem de uluslararası toplum açısından ikna edici olabiliyor.  

Myanmar’da darbeci askerler, deepfake silahını kullandı

Siyasi çalkantıların hiç son bulmaması nedeniyle, dünyaya adından sıkça söz ettiren Güneydoğu Asya ülkesi Myanmar, dört ay kadar önce yeni bir askeri darbeye sahne oldu. Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing’in liderliğini üstlendiği darbe, demokrasiyi hedef alan bir deepfake girişimi ile de tarihe geçti. Myanmar’da darbeci askerler tarafından hapse atılan Yangon Eyalet Başbakanı Phyo Min Thein’in sahte itiraf görüntüleri üretilerek basına servis edildi. Thein, 24 Mart‘ta askeri rejimin kontrolündeki MRTV kanalında yayınlanan deepfake videoda, ülkede demokrasi son bulmadan önce iktidarı elinde tutan Ulusal Demokrasi Birliği’nin (NLD) lideri Aung San Suu Kyi’ye rüşvet paraları teslim ettiğini söylüyormuş gibi görünüyordu. Ancak Myanmar’da 1 Şubat’taki askeri darbeyi yapanlar, AI ürünü Deepware Scanner deepfake algılama teknolojisini aşamadı. Videonun gerçeği yansıtmayan bir deepfake video olduğunu, bir Türk AI girişimi olan Deepware.ai ortaya çıkardı. Deepfake tarama ve algılama motoru ‘Deepware Scanner’ teknolojisiyle video 500’den fazla kez taratıldı ve %75 deepfake olduğu sonucuna ulaşıldı. Böylece videonun gerçek olmadığını öğrenen dünyanın dört bir yanındaki kullanıcılar, darbecilerin dezenformasyon tuzağına düşmekten kurtuldular.

Rus muhalifler ve AB milletvekillerine kapalı devre nokta atışı deepfake saldırısı

Deepfake silahı ile gerçeği tahrip etmek için, her zaman kitlesel sosyal mühendislik senaryoları üretmek gerekmiyor.  Deepfake siber saldırıları, bazen nokta atışı siyasi hedeflere yönelik olarak, kapalı devre ve çevrimiçi gerçekleştirilebiliyor. Rusya’da baskı altındaki muhaliflerle, Avrupa Birliği (AB) arasındaki dayanışma ve işbirliğini sabote etmeye yönelik bir dizi deepfake saldırısı da, geçtiğimiz Nisan ayında video konferans yoluyla gerçekleştirildi. The Guardian başta olmak üzere, dünya basınına yansıyan haberler, Avrupa Birliği’nden milletvekillerinin kandırılarak, Rus muhalif lider Alexei Navalny‘nin ekibinde yer alan Leonid Volkov’un deepfake’i ile Zoom’dan gizli (!) görüşmeler yaptıklarını duyurdu.

Video konferans görüşmelerinde Volkov’un deepfake filtresiyle kandırılanlar arasında, Letonya Parlamentosu Dışişleri Komitesine Başkanı Rihards Kols ve ve İngiltere Dışişleri Komitesi Başkanı Tom Tugendhat ile birlikte, Estonya ve Litvanya’dan milletvekillerinin yer aldığı ortaya çıktı. İngiliz parlamenter Tugendhat, yaptığı yazılı açıklamada, “Putin’in Kremlin’i @navalny’den o kadar korkuyor ki, Navalny ekibini itibarsızlaştırmak için sahte toplantılar yapıyorlar. Bugün bana ulaştılar. Putin’e katil ve hırsız dediğim kısımları yayınlamayacaklar, bu yüzden buraya yazıyorum.” dedi.

Uluslararası güvenlik ve istikrar için ciddi tehdit

Letonyalı Parlamenter Kols ise, Twitter’da Navalny’nin müttefiki Leonid Volkov’un bir fotoğrafını ve kendisiyle yapılan görüntülü görüşmeden alınan ekran görüntüsünü yayınladı. Kols, kendisine Volkov olduğunu iddia eden bir kişi tarafından e-posta ile ulaşıldığını belirtti. Kols, Volkov deepfake’i ile yaptıkları kısa bir video konferans görüşmesinde, Rus siyasi mahkumlara destek ve Kırım’ı Rusya’nın ilhakını tartıştıklarını söyledi. Kols, “Oldukça acı bir ders oldu. Ama bu sahte Volkov sayesinde, hakikat çürümesi veya hakikat sonrası dönemin, yerel ve uluslararası hükümetler ile toplumların güvenliğini ve istikrarını ciddi şekilde tehdit etme potansiyeline sahip olduğu, açıkça ortaya çıkmıştır” görüşünü savundu. Deepfake kurbanı Volkov, “Gerçek yüzüme benziyor, ama bunu Zoom aramasına koymayı nasıl başardılar? Deepfake çağına hoş geldiniz” diye tepki gösterdi.

FBI’dan, Rus ve Çin malı deepfake uyarısı

ABD, dünyayı bir türlü paylaşamadığı Rusya ve Çin’i, sentetik medya içerikli dezenformasyon savaşları ve deepfakes alanında da en büyük düşmanı olarak görüyor. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), geçtiğimiz Mart ayında, ABD kamuoyunu gelecek bir – bir buçuk yıl içinde Rus ve Çin yapımı deepfake dolaşımının artacağı istihbaratı ile uyardı. FBI, özellikle geçen yıl gerçekleştirilen ABD tarihinin en gergin Başkanlık Seçimleri sürecinde, özel sektör araştırma şirketleri tarafından ortaya çıkarılan sentetik medya içerikli dış kaynaklı dezenformasyon girişmelerine dikkat çekti.

New York merkezli sosyal medya araştırma ve analiz şirketi Graphika, geçen yıl Ağustos ayında yayınladığı “Spamouflage Dragon Goest America” (Dragon’dan Amerika’ya İstenmeyen Postalar) adlı raporda, birden fazla sosyal medya platformunda, Trump’ın Beyaz Saray yönetimini eleştiri bombardmanına tutmak için, Dragon adlı bir hesap ağı oluşturulduğu öne sürüldü. Raporda, Çin kaynaklı kampanyaya özgünlük katmak için, AI ile oluşturulan sentetik medya ile sahte profil görüntülerinin kullanıldığı vurgulandı. Graphika’nın “Dragon operasyonu” olarak tanımladığı ağ, rapora göre Trump yönetiminin ABD’deki sosyal medya şirketi TikTok’u yasaklama kararından, hükümetin koronavirüs pandemisi ile ilgili politikalarına kadar birçok konuda, neredeyse her gün deepfake videolar üretmişti. Graphika, ağın Çin hükümetine bağlı olup olmadığını belirleyememiş olsa da, dönemin ABD istihbarat analizinde Pekin’in Trump’ın yeniden seçilme şansını düşürmek için çalıştığı yorumu yapıldı. Raporda, “Ağ aktif ve halka açıktı. Genellikle, YouTube, Facebook ve Twitter’da, görünürde ele geçirilmiş veya başka bir amaca uygun hale getirilmiş hesapları kullanarak Çince olarak siyasi içerikli videolar yayınladı ve ardından gönderileri paylaşmak ve yorumlamak için sahte hesap kümeleri kullanarak organik bir topluluk izlenimi yaratıldı” tespitleri dikkat çekti. Bu raporun sahte bir Trump mağduriyet senaryosu olabileceği de dönemin olasılıkları arasında yer aldı.

Deepfake’e karşı medya okuryazarlığı, FBI’a göre yurttaşlık görevi

İnternet Araştırma Ajansı’nın araştırmacıları ise, 2020’deki ABD seçimlerinden önce, Rus trol çiftliğinin seçmenleri Trump lehine manipüle etmek için kullanıldığı ileri sürülen sahte profil hesaplarında, Üretken Çekişmeli Ağlar (GAN) tarafından oluşturulan deepfake görüntüler kullandığını belirlediler. Atlantic Council’ın Dijital Adli Araştırma Laboratuvarı ise, Graphika ve Facebook ile iş birliği yaparak, Trump yanlısı bir kampanyada kullanılan AI tarafından oluşturulan görüntüleri ortaya çıkardı.

FBI, yabancı kötü niyetli aktörlere atfedilen deepfakeleri araştıracağı uyarısında da bulundu. ABD seçim sürecinde, tarihe kanlı Kongre Baskını olarak geçen saldırının da, kısmen aşırı sağ etkileyiciler ve medya kuruluşları tarafından çevrimiçi olarak yayılan yanlış bilgilerden kaynaklandığı belirtildi. Ölümcül ayaklanmayı tetikleyen dezenformasyonun ana sağlayıcılarından bazıları yerli aktörler olsa da, Rusya, İran ve Çin’den yabancı aktörlerin de ABD’deki bölünmeyi kullanmak ve kendi çıkarlarını desteklemek için ürettiği haberlerin ele geçirildiği vurgulandı.  FBI’ın uyarısında, insanların deepfakeleri tespit etme becerilerini geliştirmek için medya okuryazarlığının önemine de işaret edildi. FBI Direktörü Chris Wray’ de, birkaç gün sonra Washington DC’deki bir etkinlikte yaptığı konuşmada, yurttaşlık eğitiminin ulusal bir güvenlik sorunu olduğunu savundu.

Dijital gelecek, yapay evreni, böyle mi şekillendirecek?..

Dijital geleceğin yapay evreninde, nükleer silah tehlikesinin yerini, kirli dezenformasyon savaşlarının almakta olduğu açıkça görülüyor. AI teknolojisiyle üretilen sentetik medya ve onun en inandırıcı silahı deepfake, uluslararası toplum açısından tarihi yanılgılara yol açarak, küresel istikrar, barış ve güvenliği hiç beklenmedik çalkantılara ve dönüşü olmayan yıkımlara sürükleyebilir. Milyonlarca insan, sahte Trump ya da Putin videolarına şaşırıp eğlenirken, siyasi dezenformasyonla nesnel gerçekliği tahrip eden deepfake terörü, bir coğrafyada sınırları değiştirmeye ya da bir milletin geleceğini karartmaya kalkışıyor olabilir.

Posted by Bülent Kızanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.