Deepfake Puslu Havayı Sever

2020’yi, deepfake saldırılarıyla karşılamaya hazırlanan dünya, Covid-19 koronavirüs saldırısıyla karşılaşınca, neye uğradığını şaşırdı. Belki çoğumuz için, Covid-19 yerine tercih deepfake olurdu. Ama “Pandemi”ye dönüşen gelişmeler, kimseye tercih şansı bırakmadı. Koronavirüsün sağlığımızı ve hayatımızı tehdit ediyor olmasıyla boğuşurken, deepfake’i yine de gözden kaçırmayalım. Çünkü unutmayalım ki, deepfake puslu havayı sever. Hem kaos üretir, hem de kendi eseri olmasa da, kaos ortamında insanların zekasını daha kolay ele geçirir.


Dünya medyasına olduğu gibi, sosyal medyaya da dünyanın dört bir yanından, Covid-19 Pandemi’sinin yansımaları ile ilgili bilgi ve görüntü yağıyor. Çin’in Wuhan Kenti’nde virüsün ilk ortaya çıktığı dönemde, sokakta yerde yatan insanların görüntüleri hepimizin hafızasına kazındı. Hasta insanların evlerinin kapı ve pencerelerinin kalaslarla çivilendiği tecrit görüntüleri nasıl unutulabilir? Boş market rafları, bilimkurgu filmlerini hatırlatan özel giyimli sağlık personeli. Totoliter rejimlerle yönetilen bazı ülkelerde, virüs kapan hastaların kurşuna dizilip toplu mezarlara gömüldükleri iddiaları… Tabi bunun yanında, sarımsağın ya da sirkenin virüse iyi geldiği türünde sulandırılmış haberler de alıp başını gitti. Böyle olunca, BBC, CNN gibi köklü medya kuruluşları, habercilik ciddiyetiyle prim yapmaya çalışıyorlar. Çünkü insanlar, karanlıkta yollarını bulmak için, çareyi yine ana akım medyada arıyorlar. Bu ay BBC’de yayımlanan bir yazıda bu durum, “BBC News web sitesine yönelik trafik olağanüstü seviyelere çıktı. 12 Şubat – 11 Mart tarihleri ​​arasında, koronavirüs ile ilgili hikayelerde dünya çapında 575 milyondan fazla sayfa görüntülemesi oldu. İnsanlar güvenilir bilgi istiyor” biçiminde yorumlanıyor.


Kabustan uyanmadığımız için, daha uyanık olmalıyız


Kuşkusuz, küresel salgın kontrol altına alındıktan yıllar sonra da dünyanın bu travmayı atlatması kolay olmayacak. Ama henüz bunu düşünmek için çok erken. Mart ayının ikinci yarısı itibariyle, hala koronavirüs ya da Covid-19 olarak zihinlere kazınan bu küresel kabusun içinde yaşıyoruz. Ne zaman uyanacağımız da belli değil. O yüzden her zamankinden de daha uyanık olmalıyız. Çünkü her coğrafyada hava yeterince puslu.
Twitter da koronavirüs hakkında doğrulanmamış iddiaları ve yanlış bilgileri teşvik eden içeriği kaldıracağını duyurdu. Twitter Blog’daki 18 Mart tarihli yazıda, “Halk sağlığı yetkilileri ve hükümetler de dahil olmak üzere güvenilir ortaklarla yakın koordinasyon içinde çalışacağız ve içeriği incelerken bu kaynaklardan gelen bilgileri kullanmaya ve bunlara danışmaya devam edeceğiz” denildi.


Dünyanın birçok ülkesi, kent ve hatta ülke genelinde karantina zorunluluğu altında yaşarken, tedirginlik ve gerilimin artması için, gerekli tüm koşullar zaten oluşmuş durumda. Refah içinde yaşayan, dünyanın dört bir yanında tatile giden, Avrupa, ABD ve Uzakdoğu toplumlarının, sadece birkaç haftada yaşamları değişti. Taşıdığı pasaport ve ekonomik olanakları ile dünyanın her yerine rahatça seyahat edebilen insanların, bir anda ekmek ya da ilaç alabilmek için dahi, ancak polis izniyle kapı dışarı çıkabiliyor hale gelmesinin, üzerlerinde oluşturacağı baskıyı bir düşünün. Bardak taşmak üzereyken ve infial kapıdayken, toplum düzeninin bu kadar savunmasız kalması nasıl göze alınabilir?
Covid-19’un, ülkeler ya da kentler bazında yol açtığı olumsuz şartları, olduğundan daha da kötü gösteren deepfake videolar, eve hapsolmuş, çevrimiçi iletişimin esiri olmuş insanlar üzerinde sizce nasıl bir etkiye yol açar? İnsanlar, ölümlerin önüne geçilemediği, hastalığın ve hastaların kontrol altına alınamadığı ve hatta ilaç ya da yiyecek sıkıntısının baş gösterdiği algısını güçlendiren videolar karşısında nasıl tepki verirler? Oluşabilecek paniği, kim hangi güçle önleyebilir? Bir zamanlar dünyanın turizm cenneti, iş, eğlence ya da moda merkezi sayılan kentler, yaşanmakta olandan daha ağır sahte görüntülerle yansıtıldıklarında, ekonomilerini ve itibarlarını bir daha nasıl ayağa kaldırabilirler?


Güven boşluğunu panik ve şiddet doldurur


Ülkeleri yönetim sorumluluğu üstlenen siyasi liderler, uluslararası kuruluş ve örgütlerin yöneticileri, sivil toplum ve kanaat önderleri, bu zor günlerin hassasiyetine uygun olmayan, gerçek dışı görüntü ve söylemlerle yansıtıldıklarında, insanlar artık kime inanır? Güvenecek kimse kalmadığı algısı yayıldığında, insanlar ilkel çağlardakine benzer biçimde, güç ve şiddet yoluyla başlarının çaresine bakmaya kalkışmazlar mı? Hollywood yapımları, onlarca yıldır bilim-kurgu senaryolarının satır aralarında, tüm kültürleri zaten böyle bir kıyamet senaryosuna şartlandırmadı mı?
Halen, aşı ya da tedavi geliştirilmesi için, henüz aylar sonrasına yönelik hedeflerden söz edildiği, daha pandeminin başı ya da ortasındaki belirsiz bir dönemi yaşıyoruz. Böyle bir dönemde bile, Covid-19’un, bir biyolojik silah ya da küresel emparyalist bir deney olduğu iddiaları havada uçuşmaya başladı. Devletlerin ve milletlerin, salgının nasıl bir güzergahta ilerlediği, hangi ülkede kaç vak’a ve ölüm gerçekleştiği, kendi insanlarına bu virüsün hangi yolla bulaştırıldığına dair hesap ve değerlendirme yapmaya başlaması, çaresizlik içinde birbirini suçlaması uzun sürmeyecektir. Küresel bir kıyamete dönüşmemesi için uluslararası dayanışmanın varmış gibi gözüktüğü süreç, yeni düşmanlıkların filizlendiği, hesaplaşmaların gündeme geldiği daha karanlık bir döneme evrilebilir. Bunun için, toplumların kafasını karıştıracak birkaç deepfake video, mevcut iklimde yeter de artar bile.


Şirketler ve markalara virüs bulaşmaz mı?


Büyük tehlike sadece kamu düzeni ile sınırlı da değil. Şirketler ve markalar da Covid-19 pandemisi sürecinde, belki de tarihlerinin en büyük toplumsal ve ekonomik sınavında ter dökecekler. Yaşadığımız manzara şu: Hasta ve ölü sayısı binlerle ifade edilen ülkeler, olağanüstü hal ve yasal karantina şartlarına geçtiler. Bu ülkelerde sokağa çıkmak yasak ve devlet otoritesinin öngördüğü izin süreçlerine tabi. Hasta ve ölü sayısı, bunun gerisindeki birçok ülkede ise, devlet halka “zorunlu olmadıkça sokağa çıkmayın” uyarısında bulunuyor. Bağışıklık sistemi zayıf olanlar, özellikle yaşlılar, çocuklar risk altında. İnsanlar sadece zorunlu tüketim için alışveriş yapar noktaya geldiler. Birçok şirket, “süresiz izin” ya da “evden çalışma” modeli uyguluyor. Seyahatler de durdu. Turistik tesisler, eğlence yerleri, cafe ve restoranlar, AVM’ler, mağazalar bomboş ya da kapalı. Şirketler ve markalar, hayatın durmasına, ekonomik olarak ne kadar süre dayanabilecekler? Pandemiye karşı, hatta iyi niyetli olarak aldıkları çeşitli önlemler, amaçları dışında algılanacak biçimde gösterilirse, tüketicilerin, müşterilerin ve çalışanlarının tepkisi ne olacak?
Sağlık ve hijyen koşullarından, ürün stokları ve fiyat politikalarına, çalışanları ile ilgili uygulamalardan, yatırım ve istihdam kararlarına kadar, olağanüstü şartların dayattığı önlemler, tüm şirket ve markaları, deepfake saldırılarına eskisinden daha açık hale getirmeyecek mi? Şirket yöneticileri, sağlıklarını ve hayatlarını korumanın derdine düşmüşken, bazı yöneticiler virüse bile yakalanmışken, dezenformasyon yoluyla bu şirketlerin ekonomik güçlerini ve marka değerlerini tüketip yerle bir edebilecek deepfake saldırılarına karşı, kim nasıl önlem alacak? Görünen o ki, pandemi sonrası, iş dünyasında da taşlar yerinden oynayacak, rekabet koşulları ve dengeler büyük ölçüde değişecek.


Karanlık geçmişe sürüklenmemek için, dezenformasyonla da savaşmak gerekecek


Hepimiz kabul etmeliyiz ki, ortak akıl ve sağduyuyu ortadan kaldıracak bir toplumsal panik ve sosyal çıldırma hali, dünyayı Covid-19’dan daha karanlık bir geçmişe sürükler. Hiçbir virüs ve hastalık, insanların birbirine verebilecekleri zarardan daha trajik bir maliyete yol açamaz. O yüzden sağlık orduları ile virüsle savaşmak zorunda kalan devletler ve milletler, bir o kadar büyük ve yaşamsal bir savaşı, pandemiyi istismar etmeye yönelik manipülasyon ve dezenformasyon girişimlerine karşı vermek zorundalar. Unutmayalım ki, insanlık tarihi, insanlık dışı kirli savaş yöntemleriyle dolu…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: