Deepfake Sanata İlham Verdi; Surrealizm Out, Unrealizm In!

Sanat sosyolojisi ve felsefesinin bitmeyen klişesidir; sanat sanat için mi, yoksa sanat toplum için mi? “Sanat toplum için” görüşünü savunan idealistlerin sayısı hızla azalıyor olmalı, yoksa toplumun değerlerine karşı en büyük tehdit olarak tanımlanan deepfake, başka türlü sanata bu kadar kolay sızamazdı. Bugüne kadar algılayageldiğimiz gerçeklikle işi olmayan ve delilikten dahiliğe yürüyüşleriyle, sanatta sürrealizm (gerçeküstülük) akımının öncülüğü yapan Salvador Dali ve Pablo Picasso ustalar da bir gün daha çılgın bir akımın, kendilerini yaya bırakacağını hayal bile edememişlerdir. Teknoloji karşısında insanlığın ilgisini giderek yitirmekte olmasından mıdır bilinmez, sanat dünyası da deepfake rüzgarına şimdiden yelken açtı. Rüzgar fırtınaya dönüştüğünde alabora olma pahasına, sanatta deepfake’den ilham alan unrealizm (gerçekdışılık), sürrealizmin pabucunu dama attı.

Dali ve Picasso başta olmak üzere, sanatın efsanevi çağdaşları, sürrealist eserleriyle, en azından hayal dünyalarındaki gerçekliği ortaya koymuşlardı. Onlarınki, farklı bir algılama ve yansıtma karakteriydi. İnsanlar o eserlere, kendi sıradan hayal güçlerinin sınırlarını zorlayan sanatsal ifade tarzı olarak bakıyor, algıladıkları gerçekliğin sınırlarını aşan bir boyutta yorumlamaya çalışıyorlardı. Bir başka deyişle, gerçeküstülüğün, algıladığımız gerçekliğe bir zararı dokunmuyordu. Sürrealist sanatçılar, mevcut gerçeklikle yetinmiyorlar, sınırı biraz genişletiyorlardı, hepsi o kadar…


Suçla sanat arasındaki ince çizgi


Yapay zeka (ai) ve derin öğrenme yardımıyla geliştirilen deepfake teknolojilerinin ürünü olan sentetik medyanın, legal boyutuyla sanat eseri zırhına bürünme çabasına, bir önceki yazıda değinmiştik. Orjinali değiştirilerek ya da baştan tasarlanarak, inandırıcı biçimde gerçekmiş gibi göründüğü halde, sahte bir gerçek türevi olan ses ve görüntüler, ortaya koydukları etkileyici sonuçlar itibariyle sanat eseri kabul edilmeye başladı. O halde, bunları üretenleri “deepfake sanatçısı” olarak tanımlamak neden yadırgansın ki? Deepfake’i siber saldırı silahı, üreteni de siber korsan olmaktan çıkarıp, sanatın özgür ve hoşgörülü dünyasına taşıyan en önemli fark, bu sentetik medya örneklerinin şeffaf ve zararsız olmasıydı. İzleyen gerçek olmadığını biliyor ve içeriği kimseye zarar vermiyorsa, gerçek dışılık bir sanat, aksi halde tehlikeli bir siber suçtu…
İçeriği ne olursa olsun, ai yardımıyla ve makine öğrenmesi yoluyla üretilen sentetik medyanın, bizce tartışmalı olan “sanatsallığı” yanında, bir de bildiğimiz gerçek sanatın, deepfake teknolojilerine kayıtsız ve korumasız kalamama durumu var. Yani deepfake, sanatın kanatları altına saklanmaya çalışırken, sanat dünyası da, “ondan nasıl yararlanırım?”ın derdine düşmüş görünüyor. Bugüne kadar karşılaşılan örnekler gösteriyor ki, sanat dünyası, deepfake teknolojilerine üç koldan sarılmış durumda…

Sanat şaheserlerini deepfakeleştirme

Sanat başyapıtları, kuşkusuz insanlık tarihinin kuşaktan kuşağa aktarılan en değerli kültür mirası. Her kuşak, bu ölümsüz evrensel eserlerle, ilk günkü etkisiyle tanışır. Ancak, teknolojinin etkisi, sanatın etkisinden de güçlüdür. Teknoloji, kuşakların tüketim hızını artırır, her kuşak bir önceki kuşaktan daha çok ve daha hızlı tüketir hale gelir. Sanatı da öyle… Bu yüzden öyle bir gün gelir ki, başyapıtlar da cazibesini ve değerini koruyabilmek, kanıksanıp bir kenara itilmemek için teknolojiden medet umar. Sanat şaheserlerini deepfakeleştirme çabası da bizce böyle bir süreç haline gelecek. Bu alanda, önce bilim ve teknoloji dünyası harekete geçti ve sanatın gücünden yararlanmak üzere yola çıktı.

Teknoloji uzmanları, ilk kez geçen yıl dünyaca ünlü sanat eserlerini yeniden canlandırmak için deepfake teknolojisini kullandılar. Moskova’daki Samsung AI Center ile Skolkovo Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nden araştırmacılar, Da Vinci’nin “Mona Lisa” sı başta olmak üzere, ünlü portreleri gerçek insanlarmış gibi konuşturmak ve hareket ettirmek için manipüle ettiler. Basit bir animasyondan çok daha gelişmiş olan Mona Lisa’yı canlandırma süreci, gelişmiş bir algoritma ile tek kare veri üzerinden yüz tanımlamayı sağlıyordu. Konuşan Mona Lisa videosu, muhteşem bir viral etki sağladı. Aynı teknoloji ile Gustav Klimt‘in ünlü eseri Johanna Staude Portresi ve yine sanat tarihine mal olmuş, Vermeer’in “İnci Küpeli Kız” ve Kramskoy’nin “Bilinmeyen Kadın Portresi” de canlandırılmış oldu. Bu gidişle, dünyaca ünlü sanat eserleri, sanatçılarının sırlarıyla, esrarengiz bir göz alıcılık içinde, iyi korunan müzelerdeki görkemli köşelerinde boy göstermek yerine, kanlı canlı biçimde mobil cihazlarımızın ekranlarına konuk olacaklar. Geleceğin sanatçıları da dehalarını, ai ile cilalamak zorunda kalacaklar

Sanatın yeni pazarlama kanalı deepfake

Günümüz tüketicisi, sanatı da daha hızlı tüketiyor demiştik ya. İşte topluma sanat sunanlar ve pazarlayanlar da tüketim canavarının duyarsızlaştırdığı sanatseverleri harekete geçirebilmek için, çareyi ai’de ve onun ürünü olan deepfake’de arıyorlar. Müzeler, eskisinden daha kolay tüketen sanatseverlerin, dikkatlerini, paralarını ve sadakatlerini kazanabilmek için, teknoloji üzerinden daha yoğun bir rekabete girmek zorundalar. Çünkü, kültür sektöründeki trendler konusunda önde gelen bir kaynak olan La Placa Cohen’in 2017 Kültür Pisti çalışmasına göre, kültürel üyelik ve aboneliklerde, yatay veya aşağı yönlü bir eğilim var. Rekabet büyüdükçe, kültürel organizasyonlar, izleyiciler kapılarından içeri girdiklerinde, onların ilgilerini sağlamak için daha teknolojik düşünmek zorunda hissediyorlar.

Efsanevi bir sanatçı ile sohbet edebilseydiniz, bir müzeyi ziyaret etme ihtimaliniz kuşkusuz çok daha yüksek olurdu. Sanat galerisinin kapısından girince, yıllar öncesinden bir figür tarafından karşılanmak ne hoş olurdu değil mi? İşte bu aşamada, sanatı toplumlara aktaran müzelerin imdadına deepfake teknolojisi yetişti. ABD’de, Florida St. Petersburg’daki Dalí Müzesi, ziyaretçilerine tam da bu fırsatı sunuyor. Dali Lives Sergisi’nde, zile bastığınızda bir kiosk ekranından sizi karşılayan ve hikayeler anlatan Dali ile burun buruna geliyorsunuz. Binlerce saatlik arşiv videosu görüntülerinden Dali’nin gerçek boyutlu bir rekreasyonunu oluşturmak için ai odaklı bir video düzenleme tekniği kullanılmış. Görünen o ki, sergiler sadece günümüz sanatçıları için değil, artık hayatta olmayan dev sanatçılar için de, sadece eserleriyle değil, kendileriyle tanışmak için de, mükemmel fırsatlar sunuyor olacak. 

Dijital sanatın yeni dili; deepfake

Deepfake teknolojisi, sadece mevcut sanat ve geçmiş sanatçılarla etkileşim kurmak için değil, yeni ve yenilikçi sanat ve ifade biçimleri yaratmak için de bir araç haline geldi. Turner Prize ödüllü İngiliz sanatçı Gillian Wearing de dahil olmak üzere birçok sanatçı, dikkat çekici biçimde deepfakes kullanımına öncülük etti. Wearing geçen yıl Cincinnati Sanat Müzesi’ndeki sergisi “Hayat: Gillian Giyiyor”da hem sergisinin yeni bir parçasını oluşturmak, hem de serginin tanıtımında yararlanmak için, kendi yüzünü yabancı bedenlere yerleştiren bir deepfake video kullandı.

Deepfake teknolojisi, sanatçılar tarafından güçlü bir sosyal yorum sunmak için de kullanılıyor. Geçen yaz boyunca sanatçılar Bill Posters ve Daniel Howe, Sheter , İngiltere’deki Site Galerisi’nde “ Alternatif Gerçeklikler ” adlı bir sergide yer alan Spectre adlı kavramsal sanat enstalasyonunun bir parçası olarak Mark Zuckerberg’in deepfake videosunu kullandı . Video, Mark Zuckerberg’in deepfake görüntüsü ile büyük veri dünyasına yönelik, bilgi güvenliği eleştirisini ortaya koydu

Deepfake’in sanatla olan yakınlığı, karşılıklı ilgi ve menfaat temelinde giderek artacak gibi görünüyor. Kuşaklar boyu dikkatimiz azalsa da, hayranlığımızı ve saygımızı daima koruduğumuz sanat, ilgiyi artırayım derken, umarız derin sahte dijital gerçeğinde değer kaybına uğrayıp, ucuzlamaz.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: