Deepfakes, Pandemi Çağında, Bağışıklığı Geliştirir mi?

Covid-19 Pandemisi sürecinde, sosyal izolasyonun bağışıklık sistemini zedelediği vurgulanıyor. Bağışıklığı güçlendirmek için, çevrimiçi etkileşim önemli, ama sosyal medya normal yaşam algısı için yeterli değil. Kişiye hayatla ilgili güçlü duygular aşılayıp, onu farklı gerçekliklere taşıyan sinema, dizi, reklam ve eğlence sektörünün, toplumsal bağışıklığı geliştirmek için deepfakes jokerini kullanmasının şimdi tam zamanı.

Araştırmalar gösteriyor ki, hayatla olan etkileşim azaldıkça ve yalnızlık duygusu zihni esir alınca, insanın bağışıklık sistemi de zayıflıyor. Covid-19 Yeni Tip Koronavirüs Pandemisi sürecinde, araya sosyal mesafe kuralları girse de toplumun direncini ayakta tutabilmek gerekiyor. Film, reklam ve eğlence sektörü, sosyal çevreden soyutlanan bireyin kişisel yaşam alanında dahi, hayatla duygusal etkileşimini canlı tutuyor. Kurgusal biçimde de olsa, hayatın normal akışı ile bağımızı güçlendiren içerikler, hayatın devamlılığı için, umut ve dayanıklılık aşılıyor.

Deepfakes, dijital kurgu için bir milat mı?

Birçok yazıda altı çizilir; çağı biçimlendiren yapay zeka (ai), bıçak sırtı bir teknolojidir. Hangi yüzü daha keskin, faydası mı, tehlikesi mi? Galiba o hepimize bağlı. Bu yüzden ileri bilinç düzeyine ulaşmak şart. AI teknolojileri yardımıyla geliştirilen uygulamaları, tartışmasız bir farkındalıkla hayata katıyorsak, risk yok denecek kadar azalır. O halde, meşruiyet kriterleri de bu doğrultuda somutlaştırılmalı.

Deepfakes üzerine uzun tanımlar yapabilirsiniz. Özünde, ai yardımıyla kurgulanmış, inandırıcılığı yüksek, dijital sahte sentetik medyadır. Ses, görüntü (video) ya da metin olması bu gerçeği değiştirmez. Kurgu dediğimiz şey, zaten yapay gerçekliğin ta kendisi. Belki hayatın doğal akışından ilham alır. Ancak tasarlanmış senaryo doğrultusunda düzenlenmiş içerikleri sentezleyerek, mesajı yansıtan bir dijital gerçeklik üretir. Film, reklam, eğlence endüstrilerinde, deepfakes öncesi içerikler kurgusal değil miydi? Tabi ki öyleydi, sadece prodüksiyon teknikleri farklıydı. Zaten kurgusal içeriklerin hüküm sürdüğü bilinen alanlarda, deepfakes ne tür bir tehdit oluşturabilir?

Kurgu kaçınılmazsa, deepfakes fırsat değil mi?

Deepfake teknolojilerinin tartışmasız ilk meşruiyet kriteri, kurgusal alanlara yönelik içerik üretilmesi olmalı. Bu kurgusal alanları aslında hepimiz biliyoruz. Örneğin sağlıklı zekaya sahip bir kişi, sinema filminde ya da dizide izlediklerinin gerçek olduğuna inanabilir mi? Reklam filmleri yanıltıcı olamaz. Ama bu etik kural, reklam filmlerinde her izlediğimizi, izlediğimiz biçimiyle gerçek kabul etmemizi sağlar mı? Örneğin o marka sütü içen çocuğun, hemen boyu uzar mı? O vitamini kullanan yaşlı adam, birden koşarak spor arabaları geride bırakır mı? Mesajın etkisini güçlendirecek görsel efektlere, körü körüne inanır mıyız? TV ya da çevrimiçi medyada izlediğimiz bir skeçte, bizi güldüren taklidi yapılan kişinin kendisi midir? Yoksa taklidi yapan komedyenin sergilediği performans mı? Sinema ve film endüstrisinin, reklam, pazarlama, mizah ve eğlence sektörünün entelektüel sermayesi kurgudur. Kurguyu daha etkileyici, inandırıcı ve mümkün kılan yöntemler ise, kalite ve değer artışı sağlar. Tıpkı deepfakes gibi…

Toplumsal bağışıklıkla ne ilgisi var?

Reuters’ın haberine göre, yalnızlık duygusu ve sosyal izolasyon, bağışıklık sistemini zedeliyor. Depresyon ve kardiyovasküler sorunlara yol açıyor. Kaliforniya Üniversitesi’nden (UCLA) Prof. Steve Cole liderliğindeki bir araştırma, yalnızlık ve sosyal izolasyonun enfeksiyonu artırabildiğini ve bağışıklık kapasitesini azaltabildiğini ortaya koyuyor. Amerikan Psikoloji Derneği ise, yalnızlığın insanın çevresinde başka insanlar olduğunda da ortaya çıkabileceğini belirtiyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) de Covid-19 Pandemisi sürecinde, sosyal izolasyonun etkilerini azaltmak ve bağışıklığı güçlendirmek için, çevrimiçi etkileşimin önemine dikkat çekiyor.

Dünyanın dört bir yanında, insanlar hastalanıp ölürken, aile fertleri ve dostlarla uzaktan da olsa çevrimiçi dayanışmak, kuşkusuz değerli. Ama bu, bireyi pandemiden ne ölçüde soyutlayabilir? Oysa, aşk, sevgi, komedi ve macera gibi hayatın olağan yansımalarını, kimi kez şiirsel bir görsel anlatımla ekrana taşıyan kurgusal içerikler, insanı yaşadığı baskılardan arındırır. İçinde bulunduğu koşullardan, başka duygulara ve gerçekliklere taşır. İkinci dünya savaşı güzel bir örnektir. Bombardman uçakları altında, hem naziler, hem de müttefik ülkeler, sinema perdesinden toplumlarına moral, ümit ve cesaret aşılamaya çalışmadılar mı?

Netflix, pandemide neden patlama yaptı?

İnsanlar koronavirüs önlemleri nedeniyle evlerine çekilirken, çeşitli online satış ve eğlence platformları için, bu değişim kısa sürede bir fırsata dönüştü. Online dizi ve film platformu Netflix, 6 aylık pandemi sürecinde, kullanıcı sayısını geçen yılın toplamına yakın bir düzeyde artırdı. Netflix  26 milyonluk rekor artışla, 192,9 milyon aboneye ulaştı. Bloomberg’in haberine göre, Netflix yılın ilk çeyreğinde elde ettiği nakit gücü kullanarak, gözünü yeni içerik ve şirket satın alımlarına dikti. Pandemi yüzünden film yapımları durdurulur ya da ertelenirken, kendisini ABD’nin en büyük stüdyoları arasında konumlandıracak operasyonlara yöneldi.

Amazon da hem online satış servisleriyle hem de kendi dizi platformu Hulu ile bu fırsatları değerlendirmeye çalışıyor. Piyasaya yeni giren online yayın platformu Quibi de evde kalma önlemlerinden doğan fırsatları yakalamak için kolları sıvadı. Quibi, 10 dakikalık ya da daha kısa dizi bölümleri yayınlamayı hedefliyor. Uygulama, 6 Nisan’da kullanıma açıldığından beri 2,7 milyon kişi tarafından indirildi. Asıl amacı, işe ya da okula gidenlerin yolda kısa dizi bölümleri izlemesini sağlamak. İnsanların evde kalıp daha uzun yapımlar izlemeye vakitleri olduğu bir dönemde, bakalım nasıl bir performans sergileyecek.

Walt Disney ise, virüse yakalandı

Netflix ve Amazon hisseleri Pandemi’nin etkisini artırdığı Mart ortasından bu yana değer kazandı. Geçtiğimiz Kasım ayında Disney+ platformunu kullanıma açan Walt Disney’in hisseleri ise negatif yönlü bir seyir izledi. Bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi, Amazon ve Netflix’in tümüyle dijital platformlar olması. Walt Disney ise, onlardan farklı olarak fiziki gelir kaynaklarına da sahip. Birçok eğlence parkının sahibi olan şirket, parkların kapanmasıyla beraber ciddi bir gelir kaybına uğradı. Bir diğer neden ise, birçok film yapımının ertelenmesi oldu. Önceden içerik stoğu bulunduran ve dizilerin tüm bölümlerini çekip, abonelerine topluca sunmasıyla tanınan Netflix, avantajlı hale geldi. Planlanan yeni yapımlara yönelik Pandemi ertelemeleri ise, Walt Disney için ciddi bir tehdite dönüşmüş durumda.

Sinema endüstrisini zorlu bir sınav bekliyor

Geçen yıl 42,5 milyar dolarlık küresel rekor gişe hasılatına ulaşan film endüstrisinde, yapım maliyetleri de hiç azımsanacak gibi değil. Uzun metrajlı bir sinema filminin ortalama yapım maliyeti 65 milyon dolar olarak hesaplanıyor. Kuşkusuz sinema filmleri gişe hedefine ulaşmak için, diğer pek çok ürün ve hizmet gibi pazarlama yatırımı yapmak zorunda. Film başına ortalama pazarlama yatırımı, dağıtım maliyeti ile birlikte yapım harcamalarının yarısına ulaşınca, bir filmin ekrana ulaşma maliyeti 100 milyon doları buluyor. 378,5 milyon dolarla, bu alanda rekoru elinde tutan “Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde” gibi mega bütçeli filmler de var tabi. Bunlar arasında, 2009 yapımı Avatar gibi, 2 milyar doların üzerinde gişeyle 237 milyon dolarlık dev bütçeyi hak edenler yok değil. The Guardian’a göre, sinema endüstrisi, film bütçelerinin yaklaşık %25’ini filmlerde rol ve görev alanlara ödüyor. Avatar örneğinde olduğu gibi, özel efektler de film için büyük bir yatırım kalemine dönüşebiliyor.

“Gerçekleri Çarpıtma Sanatı” başlıklı önceki bir yazımızda da aktarmıştık. 77 yaşındaki ünlü yönetmen Martin Scorsese, Robert De Niro, Al Pacino, Joe Pesci gibi sinemanın dev isimlerini, senaryo gereği gençleştirip yaşlandırmak için ihtiyaç duyduğu efektlere gerekli bütçeyi bulmak için, 10 yıl beklemişti. Scorsese’nin 10 yıllık hayali “Irishman”, Hollywood’un, kurgu gerçeklik efektlerini gerçekleştirmek için kullandığı CGI (Computer-generated Imagery) teknolojisiyle ve Netflix yatırımıyla 159 milyon dolara tamamlanabilmişti. Oscar adayı film, geçen yıl izleyiciyle buluştuktan sonra, deepfakes’in gazabına uğramıştı. IFake adlı bir Youtuber, ücretsiz bir deepfake yazılımıyla, De Niro’yu filmin aynı sahnesinde, milyon dolarlık CGI teknolojisinden daha inandırıcı biçimde gençleştirmeyi başarmıştı.

Deepfake, kilit bir sahneyi de, bütün bir yapımı da kurtarabilir

Deepfakes Pandemi sürecinde, film, reklam ve eğlence sektörü için, giderek kaçınılmaz bir prodüksiyon seçeneğine dönüşüyor. Deepfake teknolojileri, Pandemi tehdidi altındaki gelecekte, sadece özel efekt gerektiren sahneler için kurtarıcı olmayacak. Belki tüm senaryoyu gerçekleştirmek ve yapımı tamamlamak için, bir çözüm haline gelecek. O zaman, setlerin kurulamıyor olmasının, aktör ve aktristlerin yaşlarının, fiziksel niteliklerinin, dans yetenekleri ya da atletik özelliklerinin bir önemi kalmayacak.

JFK’nin suikast nedeniyle Dallas’ta yapamadığı konuşma

Hatta, ABD Başkanları Nixon ve J.F. Kennedy’nin hayattayken yapamadıkları konuşmaları, kendi görüntüleri ve sesleriyle canlandıran deepfake örnekleri, bize başka bir şeyi daha gösterdi. Alternatif tarih belgeselleri için, artık konu edilen kişiliklerin hayatta olmaları gerekmeyecek.

Filmlerde rol alanların bazıları belki gerçekte hiç var olmayacak, insan görünümlü avatar karakterler rol alacak. Senaryo nereyi gerektiriyorsa, deepfake sahnelere, dünyanın her köşesi dijital ev sahipliği yapacak. Dev plato ve stüdyolara ihtiyaç kalmayacak. Orijinal sesten, her dilde dublaj kolaylıkla mümkün olacak. Böylece hiçbir film yarıda kalmayacak, hiçbir yapım ertelenmeyecek.

Covid-19, birçoklarına göre, Pandemi Çağı için bir başlangıç. Belki onu başkaları takip edecek. Beklenmedik Pandemi şoku, birkaç ay süren bir el freni etkisi yaptı ve hayat ancak düşük viteste yeniden akmaya başladı. Hayat akıp giden bir süreç. Ama, hayat ertelemeye gelmez. Futbola ara verildiğinde, milyarlarca insan hayatına anlam katan önemli bir değerden yoksun kaldı. Dev bir ekonomi çatırdadı. Futbolun dijital versiyonu e-spor, asla o boşluğu dolduramazdı. Futbolun, deepfakes gibi bir jokeri yoktu..

Deepfakes, sinema, dizi, reklam ve eğlence sektörlerinde, en zor dönemlerde bile üretimin sürekliliğini ve kalitesini sağlamalı. Sağlamalı ki, insanlar normal yaşamla bağlarını ve bağışıklıklarını koruyabilsin…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: