Deepfakes, Yapay Bilinci Ete Kemiğe Büründürebilir…

Semavi dinlerin ebedi gerçekliğinde, canlıları yaratanın tek olduğu asla unutulmamalı. İşte ai odaklı algoritmalar ve robotik teknolojiler, bu tek ve değiştirilemez gerçeği, dijital ilizyon ile daha esnek bir algıya dönüştürüyor. Hayata veda etmiş bir kişiliği, önce sesi ve mimikleriyle, kurgusal olarak dijital hayatta karşımıza çıkarıyor. Belki derin öğrenme algoritmaları geliştikçe, bir süre sonra kurguya da gerek kalmayacak.

Kuşkusuz, her insan hayatı değerli. Ama ömrü boyunca yaptıkları, kişinin hayatını daha anlamlı ve değerli kılabilir. Siyasi liderler, bilim insanları, sanatçılar, sporcular, bazen on yıllar içinde, inanılmazı başarırlar. Eserleri, anılarını daima canlı tutar. Sıradan insanları, belki bir iki kuşak boyunca aileleri hatırlar. Sadece yakınları ve dostları özlem duyar. Oysa, tarihe mal olanları, ülkeleri ve hatta tüm dünya, yüzyıllar boyu unutmaz. Boşlukları doldurulamaz.

Benlik ve bilinç modellenebilir mi?

Tarihi kişilikleri gelecek kuşaklara taşıyan, yine insan algısıdır. Bu aktarım, çoğunlukla üçüncü kişilerin, onlar hakkında yazdıkları ve anlattıklarıyla sınırlı kalır. Kendi yazdıklarını ve eğer varsa ses kayıtları ile görüntülerini, asırlarca orijinal haliyle korumak ise, hiç kolay değil. Üstelik tüm bu kaynaklar, onların niteliklerinin, sadece belli kesitlerini yansıtır. Oysa, benlikleriyle daima hayatta kalmaları, dünyada pek çok şeyi farklı kılabilir. Makinelere derin öğrenme niteliği kazandıran yapay zeka (ai) algoritmaları, bir insanla ilgili tüm verileri, tek kaynakta toplayabilir. Böylece, yapay sinir ağları üzerinden, kişinin sadece görüntüsü ve sesi değil, gelecekte belki bilinci de modellenebilir.

AI temelli, 6G ve hologram destekli dijital ölümsüzlük

Kişiyi, dijital olarak kopyalayan modelleme, insan beynini taklit eden sentetik ağlar üzerinden gerçekleştiriliyor.  Bu olanak bugün sadece, kişinin sentetik dijital kopyasını, deepfake tanımıyla kuklalaştırmaya yarıyor. Ancak deepfakes’in, ai teknolojisi, küresel kollektif anlayışla ve öngörülemez bir hızla gelişiyor. Bilinmeyene duyulan endişe gereği, deepfakes bugün bir yandan da çevrimiçi korku salıyor.  Ama deepfakes’in, tahmin edilemez bir gelecekte, bir dâhinin ai ile modellenmiş benliğini, ete kemiğe büründürmeyeceğini kim söyleyebilir? Üstelik, derin öğrenme sayesinde, ya o benliğe otonom bir bilinç kazandırılırsa? Dahi beyinlere, dijital bir ölümsüzlük sağlanmış olmaz mı? 6G ve hologram teknolojileriyle ai bütünleştiğinde, olabilecekleri hayal edin. “Keşke bugün hayatta olsalardı” diye anılan tarihi kişilikler, insanlığa yine yol gösterebilirler mi? Eserlerine yenilerini katabilirler mi?

Deepfake ses ve beden, kurgudan arındırılabilir mi?

İnsan klonlama, 21. yüzyılda da bir ütopya. Derin karanlık senaryolar, gelişmeleri kimileri için bugün bir distopyaya da dönüştürüyor olabilir. Semavi dinlerin ebedi gerçekliğinde, canlıları yaratanın tek olduğu asla unutulmamalı. İşte ai odaklı algoritmalar ve robotik teknolojiler, bu tek ve değiştirilemez gerçeği, dijital ilizyon ile daha esnek bir algıya dönüştürüyor. Hayata veda etmiş bir kişiliği, önce sesi ve mimikleriyle, kurgusal olarak dijital hayatta karşımıza çıkarıyor. Belki derin öğrenme algoritmaları geliştikçe, bir süre sonra kurguya da gerek kalmayacak. Dijital zeka, deepfake bedeni içinde, öğrenilmiş benliği ile bilincini yapay biçimde geliştirmeye devam edecek.

“İnsanlık için büyük bir adım” atılamamış olsaydı

Döneme damgasını vurmuş devlet başkanları, unutulmaz siyasi liderlerdir. Bunlar arasında, çeşitli ABD başkanlarını da sayabiliriz. İstifa ederek görevinden ayrılan ilk ve tek ABD Başkanı Richard Nixon da, ilk akla gelenlerden. Tıpkı suikasta kurban giden J.F. Kenndy gibi. Nixon, Watergate Skandalı sonucu, istifa ederek tarihe geçti.  37. ABD Başkanı, 1969 – 1974 yılları arasında, başkanlığının ikinci dönemini tamamlayamadı. ABD Başkanlığı görevindeki ilk yılı, bir başka tarihi olaya tanıklık etti. Ülkesinin uzay çalışmaları kapsamında, insanoğlu aya ilk kez ayak bastı. Apollo 11 astronotları Neil Armstrong ve Edwin Buzz Aldrin’in ne ile karşılaşacağından, kimse emin olamazdı.  Her olasılığa hazırlıklı olmak gerekiyordu. Bu nedenle ABD Başkanı için, iki alternatif konuşma metni hazırlandı. Ay yüzeyinde, “İnsanlık için büyük bir adım” başarıyla atılınca, felaket konuşmasına gerek kalmadı.

Nixon ile alternatif tarihi yaşamak

Konuşma metni yazarlarından William Safire’in 1969 yılında hazırladığı “Ay Felaketi” konuşmasını, Nixon ölümünden tam 26 yıl sonra yaptı. Tabi ki, Nixon’ın yaşarken yapmasına gerek kalmayan konuşma, bugün deepfake teknolojisiyle gerçekleştirilen bir prodüksiyondu. Filmin yönetmenliğini, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) Francesca Panetta ve Halsey Burgund yaptı. Canny AI ve Respeecher’in teknoloji desteğiyle gerçekleştirilen yapım, 6 aydan fazla sürede hazırlandı. Film, konu ettiği olayın gerçekleşmesinden yarım yüzyıl sonra, izleyiciyi altenatif bir tarihe davet ediyordu.

Ses ve görüntü efekti: deepfake

Nixon’ın ay yürüyüşünün başarısızlıkla sonuçlandığına dair konuşmasındaki deepfake sahneler, basit bir yüz takası değildi. Öyle olması da beklenemezdi. Sahnenin inandırıcı görselliğini gerçekleştirmek için, Canny AI “video diyaloğunun değiştirilmesi” adlı bir teknik kullandı. Yüz değiştirme tercih edilmedi. Bunun yerine, Nixon’un konuşma sırasındaki yüz hareketlerini, sentetik görüntüsüne, çevre ile uyumlu biçimde aktarmak üzere, bir ai modeli eğitildi.

Filmde Nixon’ın ses klonlaması için ise, Respeecher’in teknolojik desteğinden yararlanıldı. Konuşmayı okuyan aktörün eğitim sesi ve Nixon’un Beyaz Saray’dan yaptığı TV konuşmalarının kayıtları işlendi. Respeecher, aktör performansından Nixon’un sesini sentezlemek için, bir “ses dönüştürme sistemi” kullandı.

Deepfake’in ilk ödülleri…

“In Event Of Moon Disaster” (Ay Felaketi Durumunda) adlı film, geçen yıl IDFA DocLab Dijital Hikaye Anlatma Yarışması’nda Yaratıcı Teknoloji Jüri Özel Ödülü kazandı. Bir diğer ödül de, Mozilla Yaratıcı Medya Ödülleri’nden geldi. Böylece, bugüne kadar hep derin karanlık tarafı ile eleştirilen ve kaygı duyulan deepfakes, ilk kez sanatsal üretkenliğini kanıtlamış oldu. Nixon’un başrolünde olduğu ödüllü ilk deepfake filmi, bu yıl da üç film festivalinde daha boy gösteriyor. Film bu yıl, Tribeca Film Festivali, Cannes Film Festivali ve CPH:DOX Kopenhag Uluslararası Belgesel Film Festivali’ne katılıyor.

Yapay bilinç, deepfake’e kişilik katabilir mi?

Başkan Nixon deepfake’inin rol aldığı proje, günümüzün en başarılı kurgusal sentetik medya örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti. Yazının başında söz ettiğimiz, bilinç modelleme ise, ondan çok daha öte bir hedef. Wikipedia’ya göre, genel yapay zeka olarak da adlandırılan yapay bilinç (AGI) günümüzde henüz, bilimkurgu ve fütüroloji’nin ortak konusu. Kastedilen şey; deneyimleyebilen, düşünebilen ve hissedebilen bir yapay zeka nirvanası. Yapay zeka evriminin çıtası.

Ortalama 3 kiloluk, birbirine çok benzer insan beyninin, hayatla etkileşimine dair keşfedilenler, hala bilinmeyenlerin çok gerisinde. Hangi etkiye insan beyni hangi nöronları aktive ederek nasıl tepki veriyor? Bu nöronlar bir beyin cerrahının elektrodu ile uyarıldığında, ne tür sonuçlara yol açıyor? Kahkaha ya da görmede renk değişimi mi oluyor? İlerleme sağlanıyor olsa da, beynin neden sonuç ilişkilerine yönelik istihbarat henüz çok yetersiz düzeyde.

Olsun da deepfake olsun, der miydiniz?

Bilişsel sinirbilimciler, moleküler biyaloglar ve daha birçok alanda uzman bilim insanları, insan beyninin mimarisini çözümlemekle uğraşıyorlar. Turing makinesinden, Küresel Nöronal Çalışma Alanı (GNW) teorisine kadar, türlü metodoloji ile bilim bu konuda küresel bir seferberlik içinde.

Entelektüel birikime sahip yapay bilinç geliştirilirse, günümüzün kurgusal dijital asistanları gibi, metalik bir ses ve animasyon karakter olarak karşımıza çıkmayacaktır. Kendi müzesinin kapısında ziyaretçileri kurgusal bir metni seslendirerek karşılayan Salvador Dali’nin deepfake videosu bile izleyenlere heyecan veriyor. Dali’nin sıra dışı zekasının, yapay benliği ve hologram deepfake görüntüsüyle, dijital de olsa, yaşama geri döndüğünü bir düşünün. Ya da Kenedy’nin deepfake’inin, modellenmiş yapay bilinciyle, Trump’ın bugünkü politikalarını yorumladığını gözünüzün önüne getirin. Tarihi kişiliklere, çevrimiçi de olsa, erişilebilsin ister miydiniz?

Çoğunluğun görüşü herhalde, olsun da deepfake olsun olurdu…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: