İnsan Çalışanları Ayırt Edemez Hale Gelir miyiz?

Deepfake teknolojileri, dijital dönüşüm sürecinde, bizi insan görünümlü  yapay zekaya, çevrimiçi olarak alıştıran bir başlangıç mı? Neuralink projesi ai’yi insan beyni ile bütünleştirmeyi başarırsa, insan görünümlü robotlar, iş hayatının duygusal ekonomi boyutunda da yer ve rol alabilir hale gelirler mi? İnsanoğlu, ekonomik düzeyini korumak ve geliştirmek için, dijital evrim teorisine uyum sağlar mı? 

Pandeminin yol açtığı sosyal ve ekonomik kısıtların, şirketleri dijital dönüşüm sürecinde daha önceleri yeterince dikkate almadıkları seçeneklere zorlandığını, geçen yazıda aktardık. Tüm şirketler, pandemi sonrası yeni normal düzende ayakta kalabilmek için, maliyet verimlilik tahterevallisini karlılık dengesinde tutmaya çalışıyorlar. Çevrimiçi teknoloji şirketleriyle birlikte, dijital dönüşüme karşı bağışıklığını yitiren geleneksel şirketler de, bu kaygı nedeniyle, iş süreçleriyle birlikte, çalışanlarını da dijitalleştirebilmenin yollarını arıyorlar.

Nihai hedef, iş gücünü yapay zeka (ai) ile dönüştürmek. Fakat insanın insandan vazgeçmesi kolay değil. Bunun için, deepfake teknolojileriyle başlayan “ai’yi insanlaştırma” girişimi, “yapay insan” ütopyasını gerçekleştirme hedefine doğru ilerliyor.

Deepfake, çevrimiçi alıştırma süreci mi?

AI, çok da uzak olmayan yapay gelecekte, gerçek bir insan görünümünde karşımıza çıkacaksa, 2017 sonlarında ilk kez tanıştığımız deepfake teknolojisi, bunun miladı olacak.

İnsanı dijital olarak kopyalanmış sesi ve görüntüsüyle manipüle edebilmeyi ya da gerçekte var olmayan kişileri tasarlayıp, video ve ses formatında sentetik medya olarak üretebilmeyi sağlayan deepfake teknolojileri, çevrimiçi dünyanın yeni normali olarak karşımıza çıktı. Bugün, Çin TV kanallarında deepfake spikerler haber sunuyor, ünlü markaların reklamlarında deepfake moda ikonları rol alıyor ve Hollywood bile, senaryolarıyla dünyayı yönetirken, deepfake teknolojilerine yöneliyor.  Ancak, deepfake’in yaşam alanı, kaçınılmaz biçimde çevrimiçi dünya ile sınırlı. Deepfake karakterlerin fiziksel hayatta, yer ve rol alabilmeleri, şimdilik mümkün değil. Buna karşın, deepfake’in insanlığı “robot insanlara” alıştırmanın önemli bir aşaması olduğu teorisi, ulaşılan nokta itibariyle akla çok da uzak gelmiyor. Çünkü, ekrandaki insan görünümlü ai’yi 5 duyudan sadece 2’siyle ayırt edebilmek, artık o kadar da kolay değil. O halde, her an bir banka, sigorta şirketi, seyahat acentesi, online market ya da perakende zincirinin müşteri temsilcisi olarak, ürün ya da hizmet satmak üzere, akıllı cihazlarımızın ekranında karşımıza çıkabilir. Ve biz ona, uzaktan da olsa ısınmaya başlarız. Karşımızda bir robot varmış gibi yadırgamayız…

Korsanları beklerken, şirketler öncelik kazandı…

İnsan bedenine bürünmüş ai’nin dijital dezenformasyon silahı olarak algılanan deepfake, özellkle iki ay sonraki ABD Başkanlık seçimi sürecinde, küresel saldırı endişesine yol açmıştı. Oysa kriz, yerküreyi Kovid-19 pandemisi ile hiç beklenmeyen bir alanda vurdu. Tarihin en büyük siber tehdidi kabul edilen deepfake ise, pandemi krizinin olumsuz etkilerinden sıyrılabilmek için, iş hayatında da umut oldu.

Merkezi Almanya’nın Nürberg kentinde bulunan İstihdam Piyasası ve Meslek Araştırma Enstitüsü (IAB), ai ve robotların çalışma hayatında artan etkisini vurgulayan bir rapor yayınladı. IAB, dijital değişime uğramamış bir meslek arayanlara şimdilik kuaför olmalarını önerdi. Kuaförlükte bile, gelecekteki saç modellerini yazılım ve algoritmaların belirler hale geleceğini kaydeden IAB Araştırma Daire Başkanı Prof. Enzo Weber, “Er ya da geç yazılımlar insanların şimdiye kadar yaptıkları işlerin bir bölümünü ya da tamamını devralacak.” diyor. İşgücü piyasası, ekonometri ve makro ekonomi uzmanı olan Weber, büyük şirketlerden emek yoğun KOBİ’lere doğru, iş gücünün dijitalleşeceğini savunuyor. Prof. Weber “dijitalleşme, otomasyon ve robot kullanımı yeni istihdam alanları da açacak” diyerek, ai kullanımının verimi artıracağına, maliyetlerin düşeceğine ve gelir artışı sağlanacağına işaret ediyor.

Şirketlerin, pandemide ai’ye olan ilgisi artıyor. Peki ai, bilgisayarlar ve dijital üretim bantlarında, veri yönetimi ve üretim performansını artıran yazılım ve algoritmalardan ibaret mi kalacak? Yoksa insan bedenine ve beynine girip, insan görünümlü hibrit ya da robot çalışanlar çağını mı başlatacak?

Duygu Ekonomisi

ABD işgücü verileri üzerine yapılan bir araştırma, ai’in insanlardan, veri analizi ve hesaplamalar gibi ‘bilgi ekonomisi’ işlerini devraldığını, ancak dinleme, iletişim ve empati kurma becerisinin işyerinde daha değerli hale geldiğini ortaya koydu. Bu tablonun, çalışanları daha çok kişiler arası ilişki becerileri ve duygusal zeka gerektiren ‘duygu ekonomisi’ işlerine yönlendireceği kaydedildi.

Maryland Üniversitesi Robert H. Smith İşletme Fakültesi Pazarlama Bölümü Başkanı Prof. Roland Rust, aynı üniversiteden Finans Bölümü Başkanı Prof. Vojislav Maksimovic ve Ulusal Tayvan Üniversitesi’nden Prof. Ming-Hui Huang ile birlikte, iş hayatındaki dönüşümü mercek altına aldı. ABD’deki milyonlarca çalışanı kapsayan verileri inceleyen araştırmacılar, ai’nin işletmeleri nasıl değiştirdiğini, “Duygu Ekonomisi: Yeni Nesil Yapay Zekada Yönetmek” adlı makale ile ortaya koydular. “Duygu Ekonomisi” sürecinin çoktan başladığını vurgulayan araştırmacılar, sadece istihdam açısından değil, aynı zamanda ücret artışı konusunda da kriterlerin bu yönde değiştiğini ifade ettiler.

Araştırmacılardan Prof. Rust, “Örneğin bir finansal analistin işini ele alalım. Bunun oldukça nicel ve düşünme odaklı olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hayır, artık öyle değil. Araştırmamız, bu işin son 10 yılda çok daha duygu odaklı hale geldiğini ortaya koyuyor.  İnsanlar, analitik çalışmalar için ai destekli araçlar kullanıyor. Artık onlardan beklenen şey, insanların ellerini tutmak ve borsa düşüşleri gibi durumlarda onlara güven vermek” şeklinde konuşuyor. İnsan yönetimi, başkalarıyla çalışma, duygusal zeka ve müzakere becerileri, bugün ve gelecekte en çok talep edilecek nitelikler olarak görünüyor. Araştırmacılar, bu durumun kadınlara duygusal zeka konusunda avantaj sağlayabileceğini söylüyor.

Araştırmacılara göre, insanın Duygusal Ekonomi’de, ai karşısındaki üstünlüğü sonsuza dek sürmeyecek. Prof. Rust, ai’nin bir gün, insanlarla ilişki kurmakla ilgili duygusal görevleri devralacağını düşünüyor. “AI, daha karmaşık hale geldikçe, geri dönüş olmayacak. Cin şişeden çıktı” diyor.

Avatar deepfakeleri işe almak mı, ayın elemanını kopyalamak mı?

Pandemi nedeniyle iş hayatında da fiziksel temas minimuma inince, şirketler de insan kaynağını ai ile dönüştürmek için, krizi fırsata çevirmeye çalışıyorlar. Pandemi kısıtlarına çözüm niteliğinde adımlar atarak, ai temelli deepfake insan kaynağını test ediyorlar. Örneğin, Microsoft’un editörlerini ai ile değiştirme girişimi gibi, dünyanın 4 büyük reklam grubundan biri olan WPP de, çalışan eğitimi için deepfake seçeneğini tercih etti. Geçen yıl itibariyle 130 bin çalışana ve 13,2 milyar Pound ciroya sahip olan grup, küresel iş gücünün eğitimi için, kendi eğitmenleri ile her biri onbinlerce dolara mal olacak 20 farklı video çekmek istemedi. 50 bin çalışan için 5’er dakikalık 20 farklı senaryoyu, şirketin mesajlarını farklı dillerde aktaran Synthesia’nın avatarları ile toplam 100 bin dolara mal etti.

O halde bankalar, sigorta ya da havayolu şirketleri, seyahat acenteleri, online market ya da perakende zincirleri de neden bunu denemesin? AI tarafından üretilmiş ve ai ile donatılmış deepfake müşteri temsilcileri, sesli ya da çevrimiçi görüntülü iletişime geçerek, neden müşterilerinin işlemlerini gerçekleştirmesin ya da onlara şirketlerinin ürün ve hizmetlerini pazarlayıp satmasın?

Üstelik çevrimiçi yeni dijital insan kaynağı, müşteri profili ve yerel özelliklere göre seçilmiş insan görünümlü avatarlar olabileceği gibi, başarılı şirket çalışanları da bu amaçla kopyalanabilir. Böylece, gerçekleştirdikleri işlemlerle yüksek müşteri memnuniyeti ya da yüksek satış cirosu sağlayan çalışanlar, belki aynı anda çok sayıda müşteriye çevrimiçi hizmet verebilir. Onların yüksek performansı sayesinde şirketin verimliliği ve satışları artar, ama maaş yükü artmaz. Belki işini koruma güvencesi ya da makul bir telif ücretiyle, herkesin mutlu olması sağlanır. Müşterilerin gönlünü kazanmış başarılı çalışanları kopyalamak, duygu ekonomisine de daha fazla hizmet edebilir.

Hollywood hayal etti, Elon Musk yaşama uyarlıyor

Hollywood stratejik senaryolarla, afetlerden, savaşlara, uzay çalışmalarından, bilimsel keşifler ve icatlara kadar her alanda bilinçaltımızı geleceğe hazırlar… Son yıllarda hızla büyüyen çevrimiçi global yayın platformları da artık aynı amaca hizmet ediyor. Onların stüdyolarından çıkmış ai konulu yapımlara göz atınca, benzer bir manzara ile karşılaşırsınız. 2002 yapımı Simone, sinema dünyasını hicveden tam bir deepfake öyküsüdür. 2001 yapımı “AI”, insandan ayırt edilemeyen bir robot çocuğun hikayesini anlatır. 2014 yapımı “Ex Machina” (Ölü Makine) bir teknoloji şirketi CEO’sunun ai ile gizlice geliştirdiği, Eva ve diğer insan görünümlü robot kızların dramını konu eder.

1973 yapımı bilim-kurgu western filmi olan Westworld, bir oyun parkındaki androidlerin, kontrolden çıkmasını anlatıyordu. Bir ai klasiği olan film, aynı adla ve benzer bir konuyla, Emmy ödüllü bir diziye dönüştürüldü. Westworld, insandan ayırt edilemeyen oyun parkı robotlarının, duygusal olarak gelişerek, onları köleleştiren insanlara başkaldırılarını anlatıyor.

Küresel gelecek tasarımı liderlerinden Elon Musk, geçtiğimiz günlerde lansmanını gerçekleştirdiği Neuralink projesi ile film endüstrisinin ai senaryosunu gerçekleştirmek üzere adımlar atıyor. İnsanlık tarihini değiştirmeye aday gösterilen proje, kafatasına monte edilen bir aparat sayesinde, insan beyni ile ai arasındaki etkileşimi güçlendirerek ve giderek entegre biçimde çalışmalarını hedefliyor. İnsan beyninin dijital ortama aktarılması alanındaki çalışmaları ilk kez ticarileştiren proje, düşünceleri eyleme dönüşmeden önce belirleme iddiası taşıyor. Asıl amaç ise, fiziksel engellilerin, bilgisayara bağlı protezlerin ve çevrimiçi cihazların, beyin sinyalleriyle çalıştırabilmesini sağlamak olarak ifade ediliyor. Neuralink artırılmış gerçeklik cihazına bağlandığında ise, görme engelliler, dijital dünyada var olma ve çevrimiçi dijital görme umudu olacak.  

Ucu açık zeka alışverişi

Tabi, beyin ile ai arasında kurulan bağlantının ters yönde gerçekleşme olasılığı da yok değil. Başka bir deyişle bilgisayardaki elektronik sinyallerin beyin sinyallerine dönüştürülmesi ve insan beyninde ai’nin devreye girmesi uzun bir süre tartışılacak. Neuralink gibi projeler, insan beynine nüfuz edebilirse, duygusal zeka ve bilincin sırları da daha fazla çözülecek. O zaman robot insanın üretimi, yapay deri ve doku desteğiyle mümkün olacak.

Diğer olasılıkta ise, robot insan üretmeye bile gerek kalmıyor. Bu distopyada, beyine yerleştirilen chip yardımıyla, insanoğlunun ai’den komut alan yapay insanlara dönüşme süreci başlıyor. Yani belki de robotlar insanlaşmayacak, insanlar robotlaşacak. Her iki durumda da ai, duygusal ekonominin gereklerine ve iş dünyasının beklentilerine çok daha uygun hale gelmiş olacak.

İnsanlar, bugün hala insanlarla konuşma ve çalışmak, insanlardan satın almak istiyor. O halde, ai’yi daha çok insanlaştırmak ve insan bedeninde tüketicinin karşısına çıkarmak gerekiyor. Fakat, ai’nin duygu ve bilinç gibi temel eksikleri henüz giderilebilmiş değil. Sanırız Elon Musk, bu yüzden Neuralink ile ai ile insanı bütünleştirmeye çalışıyor. Makineyi insanlaştırma ve belki de insanı makineleştirme sürecinde, duygu ve bilinç açığı da kapanırsa, bilim-kurgu filmlerindeki gibi, sadece ekran başında değil, sokakta da gerçek insanları ayırt edemez hale geleceğiz. AI temelinde insanlığa vaat edilen refahın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini de ancak o zaman öğreneceğiz.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: