Kokteyl Gerçeklik Holografik Dokunuşla Algıyı Sarhoş Edince, Akıl Tutulması Yaşanır mı?

Dijital sentetik gerçeklik, Microsoft Mesh örneğinde olduğu gibi karma gerçeklik çözümleriyle hayatımıza giriyor. Bu sayede, sentetik içerikler kendi fiziksel ortamlarımızda, holografik olarak bizi bir araya getiriyor. Fiziksel uzaklıkları aşarak, temas riski taşımadan hayatı eskisi gibi yüz yüze sürdürmek, belki hepimize çekici gelecek. Ancak sentetik gerçeklik hayatı kuşatıp, algıyı bağımlı hale getirdiğinde, nasıl bir dünyaya uyanacağız?

Alkollü araç kullanmak bir kusur değil, çağdaş hukuk sisteminde suçtur. Çünkü alkolün, beyindeki ve merkezi sinir sistemindeki olumsuz etkisi, tartışmaya açık değil. Araç kullanamayacak düzeyde bilinç kaybına neden olan alkol, zihni her türlü yanlışa sürükleyebilir. Buna karşın, içkiden keyif almayanlar için bile, vücuda sızmanın bir yolunu bulabilir. Serinletici, tatlı ve ekşi doğal meyve karışımları ile hazırlanan kokteyller, çoğunlukla tüketimi daha lezzetli hale getirebilmek içindir. Dijital çağda sentetik gerçeklik, fiziksel gerçekliğe pandemiyle meydan okuyor. Dijital dönüşüm, sentetik gerçekliğe teslim olmayanlar için, kokteyl gerçeklik kozunu oynuyor.

Kokteyl benzetmesiyle açıklamaya çalıştığımız şey, gerçek hayattaki fiziksel gerçekliğe, dijital sentetik gerçeklik eklenerek tatlandırılmış, melez algı. Algının, fiziksel gerçekliği seyreltilmiş çakırkeyif halini yansıtan bu durum, “karma gerçeklik” olarak adlandırılıyor.

Holografik buluşma

Dijital sentetik gerçeklik, pandemiden de yararlanarak, Microsoft Mesh örneğinde olduğu gibi karma gerçeklik çözümleriyle hayatımıza giriyor. Bu sayede, sentetik içerikler kendi fiziksel ortamlarımızda, holografik olarak bizi bir araya getiriyor. Fiziksel uzaklıkları aşarak, temas riski taşımadan hayatı eskisi gibi yüz yüze sürdürmek, belki hepimize çekici gelecek. Ancak sentetikgerçeklik hayatı kuşatıp, algıyı bağımlı hale getirdiğinde, nasıl bir dünyaya uyanacağız? Kapıda bekleyen dijital tehlikelerden nasıl korunacağız?

Gerçeği sanallaştırma süreci…

Gerçekliğin dijital dönüşümüne, kısa sürede, ancak aşama aşama geldik. Tamamen sentetik içeriklerden oluşan Sanal Gerçeklik (VR), 360 derece video ile çevrelenmiş bir bilgisayar simülasyonu niteliği taşıyordu. Bu yüzden fiziksel gerçekliğin yerini almakta başarılı olamadı. Oculus Rift, HTC Vive veya Google Cardboard gibi VR aparatları ile erişilebilen sanal gerçeklik, insanoğlunu genetik mirası olan beş duyudan vazgeçiremedi.

Artırılmış gerçeklik (AR) ise, insanı fiziksel dünyadan koparmadan dijital gerçeklik ile buluşturmanın bir geçiş çözümüydü. Dijital bir içeriğin fiziksel gerçekliğin üzerine bindirilmesi ya da monte edilmesi de sadece eğlenceli bir efekt sağladı. Pokemon GO çılgınlığı bir dönem dünyayı sardı. Ancak dijital içerikler, gerçek dünyadaki fiziksel nesnelerle etkileşim gerçekleştiremiyordu. Bu da, artırılmış gerçekliği yavan bir dijital deneyim olmaktan öteye taşımadı.

Sentetik gerçekliği kabullendirmek için, insanı gerçek hayattan koparmadan, yaşam içinde dijital deneyimleri daha lezzetli hale getirmek gerekiyordu. Bu ancak, algıyı biraz sarhoş ederek, bünyeyi tedirgin etmeden, keyif verici biçimde yapay gerçekliğe alıştırmakla mümkündü.

Microsoft Mesh, holografik bir evren hedefliyor

Microsoft, geliştirdiği HoloLens 2 gözlüğü ile bir önceki adımda kullanıcılarına karma gerçeklik deneyimi vaat etmişti. Bulut servisi Azure üzerinde kurduğu karma gerçeklik platformu Microsoft Mesh’i ise, geçtiğimiz günlerde kullanıcılara sundu. Microsoft’un yeni karma gerçeklik teknolojisi Microsoft Mesh, artırılmış gerçeklikten farklı olarak, dijital içeriklerin fiziksel çevre ile etkileşimini mümkün kılıyor.

Microsoft Mesh platformunu kullanan uygulamalar sayesinde, kullanıcılar nerede olurlarsa olsunlar, holografik bir buluşma ve üç boyutlu (3B) dijital içerikler üzerinde birlikte çalışma olanağı elde etmiş oldular. HoloLens 2, pandemi sürecinde Covid 19 Yeni Tip Koronavirüs’ten korunmak için başımıza takmaya başladığımız seperatörlere benziyor. HoloLens 2, holografik sentetik gerçekliğin, yaşadığımız fiziksel gerçeklikteki nesneler ile bütünleşmesini sağlıyor. Çalışma arkadaşlarınızla birlikte, örneğin 3B bir otomobil prototipi ya da mimari proje maketi üzerinde çalışabiliyorsunuz. Fiziksel dokunuşlarla 3B model üzerinde değişiklikler yapabiliyorsunuz. Microsoft Mesh, akıllı telefonlardan PC’lere, sanal ve artırılmış gerçeklik gözlüklerine kadar, bugüne kadar geliştirilmiş tüm dijital cihazları kapsamı içine almayı ve onlarla da aynı deneyimi sunmayı hedefliyor.

Microsoft Teams’in gelecekteki versiyonu…

Microsoft Mesh, aslında Microsoft Teams platformunun geleceği olarak görülüyor. Çünkü, Microsoft Teams’in, çevrimiçi ortak çalışma olanaklarını, holografik bir biçimde 3B’ye taşıyor.

Microsoft, video konferans, sohbet, toplantı, not ve eklentileri birleştiren uzaktan çalışma ve uzaktan eğitim platformu Microsoft Teams’i, 2017 yılında kullanıcılara sunmuştu. Microsoft Teams, bu alanın öncüsü Slack’e rakip olarak tasarlanmıştı. Bu tür platformlar tasarlanırken, sanki günümüzün pandemi koşulları öngörülmüştü. Platformlar, uzak yerlere dağılmış olsalar da, ekiplerin aynı ofisteymiş gibi, birlikte çalışmalarına ve birbirleriyle her türlü içeriği gerçek zamanlı paylaşmalarına olanak sağlıyordu.

En başından beri hedef, holografik ışınlanmaydı

Acaba, Microsoft Teams, Microsoft Mesh’in basic modeli olarak mı tasarlanmıştı? Microsoft’un birinci nesil akıllı sanal gerçeklik gözlüğü HoloLens’in mucidi olarak tanınan Brezilyalı yazılım mühendis Alex Kipman, bu durumu gizlemiyor.

Kipman, Microsoft Mesh’in lansmanı sürecinde, ABD teknoloji medyasının önemli temsilcisi The Verge’de editörlük yapan, Tom Warren’e evinde holografik bir ziyaret gerçekleştiriyor. Warren, yaşadığı holografik deneyimi yazısında, “Bana dijital denizanası ve köpekbalıkları vermek için oturma odamda göründü. Garip bir rüya görmüş gibi görülebilir, ancak Microsoft’un yeni Mesh platformu aracılığıyla mümkün kılınan bir toplantıydı. Bir HoloLens 2 taktım, sanal bir toplantı odasına katıldım ve Kipman hemen sehpamın yanında belirdi” diye anlatıyor.  Gazeteci Warren, bu deneyimi “gelecekte planlanmış bir Microsoft Teams toplantısı gibi hissettiğini” aktarıyor.

2012 yılında ABD’de Yılın Mucidi seçilmiş olan Kipman da onu, “Bu, karma gerçekliğin hayaliydi, en başından beri fikir buydu. İçerik paylaşan biriyle aynı yerde olduğunuzu hissedebilirsiniz. Farklı karma gerçeklik cihazlarından ışınlanabilir ve fiziksel olarak birlikte olmasanız bile insanlarla birlikte bulunabilirsiniz” diye yanıtlıyor.

Holografik sosyal medya pek yakında…

Dijital dönüşüm bu kadar hızlanırken, sırada ne var sorusu akla geliyor. Öngörmek aslında çok zor değil. Puzzle parçalarını bir araya getirmek yeterli. Microsoft Holoportation, “yüksek kaliteli 3B insan modellerinin yeniden yapılandırılmasına, sıkıştırılmasına ve herhangi bir yere iletilmesine izin veren, Microsoft tarafından geliştirilmiş yeni bir 3B yakalama teknolojisi” olarak tanımlanıyor. Microsoft’un 2017 yılında, VR Sosyal Ağı AltspaceVR’ı satın aldığı hatırlanınca, sis bulutu biraz dağılıyor. Üstelik tüm bu gelişmeler, 2017 yılında kesişiyor. Microsoft Teams’in de kullanıma açıldığı 2017 yılı, “deepfake” olarak adlandırılan, yapay zeka temelli sinsi sentetik medya türünün de ilk kez karşımıza çıktığı yıldı.

Microsoft Mesh, belki başlangıçta kullanıcıları AltspaceVR sosyal ağındaki sentetik avatar görüntüleriyle görünür kılacak. Ancak, Mesh platformu eninde sonunda Microsoft’un “holoportation” olarak adlandırdığı teknolojiyi destekleyecek. Böylece insanlar, sanal bir sosyal platformda kendileri gibi görünen hologramlarıyla boy gösterecek. Bu deneyim, Facebook, Whatsapp, Zoom, Google Meet ya da Skype gibi, sosyal medya ve video konferans uygulamalarıyla artık bolca yapmak zorunda kaldığımız video görüşmelerinden çok daha sürükleyici hissettirecek.

Fiziksel gerçeklikle birlikte, insanlıktan da uzaklaşır mıyız?

Bugün henüz yoğun dijitalleşmeye maruz kalmadığımız için, sentetik içeriklerden göreceli olarak korunmayı başarıyoruz. Holografik etkileşimin cazibesine karşı koyamadığımızda ise, fiziksel gerçeklik ile bağımız giderek zayıflamaya başlayacak.

Karma gerçekliğin dijital yansımaları bugün çok çekici görünüyor olabilir. Ama aynı zamanda, yakın gelecekteki hiper gerçekçi deepfake saldırılarına karşı, bilinci ve algıyı giderek bulanıklaştırıyor.  Dezenformasyon, kimlik avı, kimliğe bürünme yoluyla dolandırıcılık ve itibar cellatlığı gibi siber tehlikeler karşısında, çevrimiçi kullanıcıları daha korumasız hale getiriyor.

Sentetik gerçeklik kana karışınca, viral yoldan topluma yayılacak. Microsof Mesh, dijitalleşen toplum için belki yeni bir milat. Dileriz, doğal gerçeklikten uzaklaştıkça, doğru ile yanlış, iyi ile kötü birbirine karışmaz ve insanlık bir Mesih’e ihtiyaç duyacak kadar aslından uzaklaşmaz…

Posted by Bülent Kızanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.