Yeni Dönemde, Hayat Mesafeli, Güvenlik Sağlık Kadar Önemli

Aslında çoğumuz dünyanın nereye sürüklendiğini hissediyorduk. Ancak yine de yerkürenin birkaç haftada evrim geçireceğini kim söylese, güler geçerdik. Covid-19 Koronavirüs, yeni miladımız oldu. MIT Technology Review’da, 17 Mart tarihli bir yazıda pandemi sonrasına atıfta bulunularak, “Normale dönmüyoruz” deniyor. Oysa artık “normal” yaşamımız, bu. Anlamak ve kabullenmek gerekiyor ki; Pandemi öncesi tarih oldu. Hayata kaldığımız yerden değil, vardığımız yerden, yeni bir düzende devam edeceğiz. Belki şu an bir pandeminin merkezinde, ama aynı zamanda yeni bir çağın başındayız.

“Sosyal mesafe” kapanır mı?

Sonunda, çok da yabancı olmadığımız bir virüs, kılık değiştirerek karşımıza çıktı, insanlarla aramıza kapanmaz bir mesafe koydu. Adına da “sosyal mesafe” dedik ve büyük oranda kabullendik. Birkaç hafta içinde fark ettik ki, dünya artık yeni bir dünya. Ya sosyal mesafeleri koruyarak yaşayacağız ya da yaşamımızı korumakta büyük zorluklarla karşılaşacağız. Yeni dünya düzeninde, sosyal açıdan fiziksel olarak daha mesafeli olacak; yaşamımızda oluşacak boşluğu ise, djital araçlar yardımıyla çevrimiçi yakınlıklarımızı artırarak dolduracağız.

2020 yılı başında Covid-19 Yeni Koronavirüs Pandemisi ile başlayan bu “Yeni Dönem” alışkanlıklarını, zaten virüsün yol açtığı, korku, endişe ve hayatın devamı için başvurduğumuz dijital teknoloji çözümleriyle, güçlü bir biçimde edinmeye başladık. İlaç ve aşı geliştirme süreci aylar alacak, bağışıklık geliştirme süreci ondan da uzun sürecek. Zorunlu karantina süreçleri (bölgesel olarak hastalığın görece kontrol alınması yönündeki gelişmelerle) esnetilse bile, sosyal mesafe tümüyle ortadan kalkmayacak. Yerkürede, milyarlarca insan, virüs taşıyan son insanın tespit edilip, tedavisinin tamamlandığından emin olana kadar, sosyal mesafe, toplumsal reflekse dönüşmeye devam edecek. Covid-19 ya da bir başka virüsün yine evrim geçirip kendini gizleyerek, yeniden insanlığın karşısına dikilmeyeceğini de kimse garanti edemeyecek. Küresel travma, sosyal paranoyayı tetikledikçe, sosyal mesafeler bir türlü kapanmayacak.

Kökten değişim yaşıyoruz

Koronavirüsü durdurmak için yaptığımız gibi, bugünden başlayan yeni hayatımızda, yaşama dair hemen her şeyi kökten değiştirmemiz gerekecek. Çalışma sistemimizi, sosyal ve aile ilişkilerimizi, sağlık önlemlerimizi, alışveriş, ulaşım, eğlence ve sosyalleşme biçimimizi, günlük spor egzersizlerimizi, ekonomik ve finansal tercih ve davranışlarımızı, tatil anlayışımızı, çocuklarımızın eğitimini, arkadaş edinme ve oyun oynama alışkanlıklarını… Aklınıza gelen, gelmeyen her şeyi…

Araştırmacılar, okul kapama, sosyal mesafe ve karantina koşullarında gevşeme politikasının, hastalığın yayılmasını hızla artıracağını vurguluyorlar. Böyle bir artışın ABD ve İngiltere’deki sağlık sisteminde bile, yoğun bakım ünitesi, tıbbi donanım, doktor ve hemşire sayısı açısından mevcut olanakların birkaç katı üzerinde olacağı hesaplanıyor. Bu yüzden bugün aslında geçici bir sorunu değil, tamamen farklı bir yaşam tarzının başladığını konuşuyoruz.

Pandemik eko-sistem

Yeni dönem, şimdiden insan kalabalığına dayanan işletmelere büyük zarar vermeye başladı: restoranlar, kafeler, barlar, gece kulüpleri, spor salonları, oteller, tiyatrolar, sinemalar, alışveriş merkezleri, fuarlar, spor salonları, konferans salonları, deniz yolları, havayolları, demiryolları, toplu taşıma, özel okullar, kreşler. Hepsi faaliyetlerini sınırladı ya da durdurdu. İşletme sahipleri ve çalışanları, aileleriyle birlikte gelirlerinden yoksun kaldılar. Sadece şirket ve markaların değil, AVM’lerin, iş ve eğlence merkezlerinin de sürdürülebilirlikleri çok zorlaşacak. Ya da hiç alışık olmadığımız uygulamalarla karşılaşacağız. Belki sinema salonlarında koltukların bir bölümü satılacak, sosyal mesafeyi koruyarak, aralıklarla oturulan koltuklarda film izlenecek. Toplantılar aralıklı sandalyelere sahip daha büyük salonlarda yapılacak. Spor salonları örneğin çevrimiçi spor aletleri ve online eğitimler satmaya başlayacak. Ekonomi daha kapalı ve bölgesel bir yapıya bürünecek. Tüketimde yerel tedarik zincirleri daha çok talep görecek ve tercih edilecek. Bazı kısıtlar ise daha umut verici olacak, kent içi ve uzun mesafeli yolculuklar azaldıkça, karbon salınımı azalacak, daha fazla yürüyüş ve bisiklet gündeme gelecek.

Sosyo-ekonomik mesafe

Geleneksel kağıt ve demir para ile olan ilişkimiz, sona erme noktasına gelecek. Elden ele her türlü virüs, mikrop ve bakteri taşıyıcısı olan banknot ve metal paralara bağışıklık geliştirme inadımızdan vazgeçmek zorunda kalacağız. Sokağa çıkabildiğimizde kredi kartı ile temassız ve kare kod uygulamalarıyla ödeme tercihi öne çıkacak. Blokchain teknolojisi kapsamında dijital olarak şifrelenmiş BitCoin ve benzeri kripto paralar, birikim, yatırım ve satın alma aracına dönüşecek.

İşlerini çevrimiçi hale getirebilen, dijital dönüşümünü gerçekleştirmiş işletmeler açısından ise, home ofis ve esnek çalışma modelleri süreklilik kazanacak. İşe gidiş-dönüş, müşteri ziyaretleri ve toplantılar için, trafikte zaman kaybedilmeyecek. Seminerler, konferanslar ve şirket içi eğitimler başta olmak üzere, iş süreçleri, mümkün olan en kapsamlı biçimde çevrimiçi platformlara taşınacak. İş hayatında yüz yüze iletişim eksikliği, video call ve video konferans çözümleriyle giderilmeye çalışılacak.

Çevrimiçi güvenlik, sağlık kadar önem kazanacak

Yeni dönemde, yaşantımızın bugünkünden de büyük bir bölümünü, çevrimiçi dünyaya taşımak, belki daha steril kişisel alanımızda, izole ancak sağlık riskleri minimize edilmiş bir yaşam tarzı sunacak. Ancak, yaşam tarzındaki bu dönüşümle birlikte, insana yönelen, insanı hedef alan saldırıların büyük bölümü de çevrimiçi dünyaya kayacak. Yapay zeka teknolojisinin sağladığı olanaklar sayesinde, sahte sentetik medya üretimi yoluyla beslenen Deepfake siber saldırılarının yanı sıra, siber korsanlar bir çok farklı yöntemle, siber terör estirmeye başlayacaklar. Kurumsal ve bireysel tehditler artacak.

Sosyal mesafe açıldıkça, özellikle iş hayatında, bilgi güvenliği riskleri zirveye ulaşacak. İşlerini, aynı ofiste yan yana çalışma ortamından, kilometrelerce aralıklarla kendi kişisel yaşam alanlarına taşıyacak olanlar, e-posta hesaplarından, finansal kayıtlarına, şifreleri ve ödeme işlemlerine kadar her alanda, daha fazla siber saldırıya açık hale gelip, siber güvenli çözümlerine, sağlıklarını korumak kadar ihtiyaç duyacaklar. Şirketlerin, hastanelerin, güvenlik ve eğitim kurumlarının, kısaca değerli ticari ve kamusal bilgi üreten, depolayan tüm kurum ve kuruluşların, merkezi sunucu sistemleri ve ağları, güvenlik altyapısı zayıf kişisel cihazlar üzerinden, daha erişime açık hale gelmiş olacak. Sanayi casusluğu, fidye ve hileli ödemeler gibi birçok yöntemle, şirket, kurum ve kuruluşların hem maddi varlıkları, hem de itibarları, siber tehditlere karşı daha korumasız bir görünüme bürünecek. Kurumsal siber güvenlik çözümlerinin, bu doğrultuda, tüm çevrimiçi kullanıcılar bazında, bireysel siber güvenlik önlemleriyle de desteklenmesi gerekecek.

Dünya birçok kez değişti ve tekrar değişiyor. Hepimiz yeni bir yaşama, çalışma hayatına ve sosyal ilişkilere uyum sağlamak zorundayız. Ancak tüm değişikliklerde olduğu gibi, yine en fazla kaybedenler, zaten bugüne kadar çok fazla kaybetmiş olan çoğunluklar olmasın. Umabileceğimiz en iyi şey, bu krizin başta ABD olmak üzere bütün ülkeleri, dünyayı savunmasız hale getiren sosyal eşitsizlikleri düzeltmeye zorlaması olacak. Madem artık sosyal mesafelerle yaşayacağız, bari o mesafeler eşit kalsın…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: