Zoom’da Görüştükleriniz, Gerçekten Onlar Mı?

Video konferans uygulaması Zoom, son 3 ayda dünyada Yeni Tip Koronavirüs’ten bile çok daha hızlı yayıldı. Pandemik kısıtlamalarla kapı dışarı çıkamadığınız için, Zoom’da buluşup video konferans rahatlığı içinde görüştüğünüz, önemli ya da en azından sizin için önemli kişiler, gerçek mi? Zoom’da sesli ve/veya görüntülü olarak, olduğunu sandığınız kişiyle mi konuşuyorsunuz?

Riski yönetebilirseniz, kriz yönetmek zorunda kalmazsınız. Bu özlü söz, kuşkusuz bu satırların yazarına ait değil. Pek çok kaynakta, pek çok alanda, bu cümlenin farklı yansımalarıyla karşılaşırsınız. Tehlike ve tehditlerin, başınıza kötü şeyler gelmeden farkına varmanın ve önlem almanın önemini vurgular. Aksi halde, tehlike gerçekleştiğinde, onu bertaraf edebilmek için, önceden önlem almaya göre, daha yüksek bir bedel ödersiniz. COVID-19 Yeni Koronavirüs Pandemisi de dahil, hayatın her alanına uyarlanabilir, tartışmasız bir gerçektir.

Pandemik yaşam tarzımızın yeni gözdesi; yeni nesil video konferans uygulaması Zoom oldu. Deepfake’in, yapay zeka (ai) yardımıyla, derin öğrenme temelli ve makine öğrenmesine dayalı algoritmalar sayesinde üretilen, inandırıcı sahte sentetik medya olduğunu zaten artık öğrenmiş olmalısınız. İşte size, şimdiden yönetilmesi gereken, güncel bir risk: Zoom’daki, deepfake tehdidi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün bir yıl önceden duyurduğu Yeni Tip Koronavirüs, birkaç ay içinde tüm dünyada, paniğe yol açacak bir hızda yayıldı. Ülkeler bazında farklılık gösterse de, toplu ölümlere neden olmaya devam ediyor. Liberal toplum sağlığı politikasıyla, sürü bağışıklığı stratejisini tercih eden ve COVID-19’a “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” muamelesi yapan kamu otoriteleri bile, bir süre sonra zorunlu karantina tedbirlerine mecbur kaldılar. Gönüllü karantina aşamasındaki ülkelerde de fiziksel teması en aza indirecek kısıtlamalar ve sosyal mesafe zorunlulukları getirildi.

Yaşanan, sadece ne zaman sona ereceği belli olmayan bir pandemi değil. Artık yeni bir dünya düzeni tartışılıyor. Yeni dönemin anahtar kavramı; Dijital Dönüşüm. “Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” söylevleri çekenler ve COVID-19’un Küreselleşme’nin sonu, Dijital Kölelik Çağı’nın başlangıcı olduğuna dair komplo teorilerini savunanlar, akıllı cihazlarımızın ekranında cirit atıyor.  Yeni bir milat mı yaşıyoruz, insanoğlu yeniden evrimleşiyor mu, buna tarih karar verecek. Ama yerküre bu travmayı kolay atlatamayacak, insanlar yeniden bir arada yaşama eşiklerini aşmakta zorlanacak, bu kesin. Sosyal medya iletişimi ele geçirmeye, herkes odasına kapanıp, akıllı cihaz ekranına kilitlenmeye zaten başlamıştı, ama o hiçbir şeymiş. Dijital iletişim, asıl şimdi fiziksel temasın yerini aldı.

Pandeminin parlayan yıldızı, iş hayatının yeni evreni…

Her çağın, bir parlayan yıldızı var. Sosyal medya çağının meşalesini tutuşturan Facebook gibi, pandemi çağı ile birlikte, iş hayatının yeni evreni de Zoom oldu. Görüntülü konferans uygulamasının CEO’su Eric Yuan, pandeminin hala alev alev dünyayı sardığı Nisan ayı başında, Zoom’un günlük kullanıcı sayısının, Aralık sonundan Mart sonuna kadar geçen 3 ay içinde, günlük 10 milyondan 200 milyona yükseldiğini açıkladı. Yani Zoom, dünyada Yeni Tip Koronavirüs’ten bile çok daha hızlı yayıldı. Nasıl yayılmasın? Dijital de olsa, topluca yüz yüze görüşmeyelim mi? Üstelik 40 dakikası da bedava.

Zoom artık, her kentli, beyaz yakalı ve öğrencinin ekranında, günün belli bir zaman dilimini işgal ediyor. Markalar, şirketler, iş toplantılarını, şirket içi eğitimlerini, pazarlama seminerlerini, hatta kurum içi motivasyon etkinliklerini, tümüyle Zoom üzerinden gerçekleştiriyor. Pandemi yüzünden evlerine gönderdikleri çalışanlarını, fiziksel teması kesmek zorunda kaldıkları bayi ve acentelerini ayakta tutmaya, aralarındaki bağı koparmamaya çalışıyorlar. Kurumlar, meslek ve sivil toplum örgütleri için de durum daha farklı değil. Zoom üzerinden uluslararası toplantılar, kongreler gerçekleştirmeye başlayanlar var. Siyasi partiler, örgütleri ve seçmenleri ile olan görüntülü iletişimlerini, Zoom üzerinden sağlamaya çalışıyorlar. Eğitim kurumları da eğitime olmasa bile, en azından öğretime devam ederek, müfredatı öğrencilerine görüntülü ve gerçek zamanlı biçimde aktarmanın aracı olarak, Zoom’u tercih ediyorlar. Hatta, Zoom sadece iş ve eğitimin görüntülü iletişim kanalı olmakla kalmıyor. Emlakçılar ev göstermeye, aileler ve hatta aynı sitede oturanlar birbirini ziyarete Zoom üzerinden gitmeye, Zoom üzerinden herkesin evinden katıldığı eğlence partıleri düzenlenmeye başladı. Adeta, birbirimize sadece Zoom üzerinden randevu verebilir hale geldik. Sırada belki nikah ve cenaze törenleri, dini ayinler var, bilemeyiz. Bildiğimiz şu ki, araştırma şirketi Apptopia’ya göre, Zoom’un mobil uygulamasının tüm uygulama mağazalarında dünya çapında günlük indirme sayıları, 15 Şubat’ta 171.574’ten 25 Mart’ta 2.410.171’e yükseldi. Zoom CEO’su Yuan, kullanıcılarına bir mektup göndererek, eğitimde de Zoom kullanımının tüm dünyada son birkaç hafta içinde başladığını bildirdi. Yuan Nisan itibariyle 20 ülkede 90.000’den fazla okulun, uzaktan eğitim için, video konferans hizmetlerini kullandığını bildirdi.

Zoom’daki toplantılara sızmak, çocuk oyuncağı

Zoom, tabi ki, video konferans için kullanılabilecek tek uygulama değil. Houseparty, Discord ve Marco Polo başta olmak üzere, benzerleri ve alternatifleri de var. Daha az kullanıcılı sohbet, oyun ve eğlence içerikli, bu etkileşimli video konferans uygulamaları da, 15 Şubat 25 Mart arasında indirme sayılarını, 2-3 kattan, 20-25 katına varan oranlarda artırmayı başardılar. Ama Zoom açık ara, hepsinin önünde. Zaten bu sayede, geçen yıl 36 dolardan çıkan, yıl başında ise 68,72 dolar olan hisseleri, 26 Mart itibariyle 145,67 dolara kadar yükseldi. Ama Zoom yönetiminin bile bu aniden bastıran kullanıcı istilasından memnun olduğu söylenemez. Sıkıntıyı Zoom CEO’su bizzat dile getiriyor ve “Kendi gizlilik ve güvenlik beklentimizin altında kaldığımızı biliyoruz, bunun için çok üzgünüm, önümüzdeki 90 günde, sorunları daha iyi tanımlamak ve düzeltmek için gereken kaynakları ayırmaya kararlıyız” diyor. Ancak bu vaat, şirket hisselerinin Nisan’ın ilk haftasında, 3 günde yüzde 6 düşmesine engel olmadı.

Zoom, beklenmedik virüslü büyüme nedeniyle, ilk güvenlik uyarısını Mart ayının son günlerinde Federal Soruşturma Bürosu’ndan (FBI) aldı. FBI Boston Ofisi, Zoom hakkında bir uyarı yayınladı ve kullanıcılara “Zoombombing” olarak bilinen ve fenomen haline gelen kimliği belirsiz bir trol grubunun, okul oturumlarını istila etmeye başladığını duyurdu. FBI, Zoom’daki iki farklı sabotaj olayının rapor edilmesi üzerine, kullanıcıların sitede halka açık bir şekilde toplantı yapmamalarını veya bağlantılarını paylaşmamalarını istedi. Çünkü, yapılan genel duyuru içeriklerine ve toplantı linklerine, basit bir Google araması ile kolayca ulaşılabiliyor, siber korsanlar böylece kolayca toplantıya sızabiliyordu. Nisan’ın ilk günlerinde ise, Reuters Elon Musk’ın roket şirketi SpaceX’in, “önemli gizlilik ve güvenlik endişeleri” taşıdığı gerekçesiyle, Zoom uygulamasının kullanımını yasaklama kararını haberleştirdi.  

Dijital anarşi ve bilgi hırsızlığı mı, yoksa tehlike daha mı büyük?

Yeni nesil bir Zoom kullanıcısı olarak diyebilirsiniz ki, “Evet daha dikkatli olmalıyız. İstemediğimiz ve hatta tanımadığımız kişilerin, Zoom görüşmelerimizi gizlice takip edebileceğinin farkında olmalıyız. Gizli ve kişisel bilgilerimizi Zoom görüşmelerimizde paylaşmayız olur biter”. Özel iş toplantılarınız ve kişisel görüşmelerinizde konuştuklarınıza nasıl güvenlik filtresi uygulama alışkanlığı edineceksiniz, ağzınızdan hiçbir şey kaçırmamayı nasıl becereceksiniz, tabi o da önemli bir sorun. Ama asıl sorun, Zoom’daki görüşme ve toplantılarınıza, davetsiz misafirlerin dahil olup, konuştuklarınıza ve paylaştıklarınıza kulak misafiri olması değil. Siber korsanların sırlarınızı ve bilgilerinizi çalması ya da trollerin bir anda söze girerek ve olmadık görüntüler açarak, dijital anarşi yaratması, böylece görüşmelerinizi sabote etmesi, ilk akla gelebilecek riskler. Onlar buzulun su üzerinde kalan kısmı…

Asıl sorun şu: Pandemik kısıtlamalarla kapı dışarı çıkamadığınız için, Zoom’da buluşup video konferans rahatlığı içinde görüştüğünüz, önemli ya da en azından sizin için önemli kişiler, gerçek mi? Zoom’da sesli ve/veya görüntülü olarak, olduğunu sandığınız kişiyle mi konuşuyorsunuz? Ya tanıdığınız yüz ya da ses, gerçekten o değilse ve bu bir deepfake tuzağı ise? İnsan hakları için savaşmak üzere video ve teknolojinin kullanımına öncülük eden küresel insan hakları ağı WITNESS’ın, 2 Nisan’daki Deepfake Webinar’ı için Zoom’u seçmiş olması, ne kadar ironik bir tesadüf değil mi? WITNESS Program Direktörü Sam Gregory, “deepfakes” olarak bilinen sentetik medyanın neden olduğu tehditler ile halk, medya ve aktivistler için en iyi potansiyel çözümleri tartışmak üzere, Zoom’da katılımcılara davette bulunurken, Zoom’da karşılaşabileceği deepfake tehlikesini de düşündü mü acaba?

 “Olur mu hiç öyle şey?” rahatlığını sürdürmekte kararlıysanız, Dijital Dönüşüm sizin için, COVİD-19 Yeni Tip Koronavirüs kadar tehlikeli olabilir. Belki güvenliğiniz için, sokağa çıkmayıp fiziksel temastan kaçındığınız gibi, farkındalığınızı artırıp önlem alana kadar, Dijital Dönüşüm’ünüzü erteleyip, dijital temastan kaçınmanız gerekiyordur.

Zoom başta olmak üzere, iş ve sosyal randevularınızın zorunlu buluşma adresi haline gelen video konferans uygulamalarında, “deepfake maskesiyle nasıl kandırılabilirim, konuştuğum kişi gerçekte başkası ise başıma neler gelir ve bu riski hangi önlemlerle yönetmeliyim?” derseniz, bunları anlatmak bu yazıya sığmaz. “Zoom’da Deepfake’in Maskesini İndirebilir misiniz?” bir sonraki yazıda…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: